Nihal Yıldırım

Nihal Yıldırım
@Nhlyldrm22
Muğla
26 Ocak 1999
188 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·140 syf.··
2020 9. kitabı
Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde isimsiz yeraltı kahramanımız, yeraltından nutuk çekiyor bizlere. Ama ne nutuk... Bildiğimiz bütün ahlak ve doğru kavramlarını çürütecek cinsten bir nutuk... "Yemin ederim baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır." diyen kahramanımız tam olarak fazla bilinçli bir insan motifi çiziyor bizlere. Kitabın bu ilk bölümü bana nedense Thomas Bernhard'ın Sarsıntı kitabındaki deli Prens'in hezeyanlarını hatırlattı. Kendimce bir karşılaştırma yapma ihtiyacı hissettim ve karşılaştırmam, Thomas Bernhard'ın hezeyanlarının bana daha çok hitap ettiğine karar vermemle sonuçlandı. Dostoyevski'nin 19. yüzyıl hezeyanlarını yansıttığı, Thomas Bernhard'ın ise 20. yüzyıl hezeyanlarını yansıttığı göz önünde bulundurulduğunda Bernhard'ın Dostoyevski'den daha güncel hezeyanlara sahip olduğu açıktır. Bu sebeple benim de Bernhard'ı kendime ve düşüncelerime daha yakın bulmam da olağan bir sonuç. Fakat bu, Bernhard Dostoyevski'den daha iyi bir yazar demek değildir elbette. Kitabın ikinci bölümünde ise yeraltı kahramanımız neden yeraltı kahramanı olduğunu açıklıyor. Daha doğrusu onu yeraltına iten olayları ve sebepleri, anıları vasıtasıyla önümüze sunuyor. İkinci bölüm, ilk bölüme oranla daha çok olay örgüsünün işlendiği ve ilk bölümdeki boşlukların doldurulduğu bir bölüm niteliğinde. Ben tabii ilk bölümün devam etmesini tercih ederdim. Bir açıklamaya veya sebebe gerek duyulmamalıydı bence. İkinci bölümde Dostoyevski yeraltı kahramanımızı, kafası çalışan aydın bir insan olarak tanımlıyor ve "Çağımızda kafası çalışan, aydın her insan ödlek olmak zorundadır." diyor. Kitabın ana karakteri olan yeraltı kahramanımız öyle korkak, öyle çekingen ve öyle ürkek ki birçok defa beni sinirlendirdi. Bir insan nasıl bu kadar ödlek olabilir diye defalarca kendime
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·192 syf.··
2020 8. kitabı
Simyacı özellikle son yıllarda fazlasıyla okunan, üstünde konuşulan ve okuyanların büyük çoğunluğunun beğenisini kazanan bir kitap. Çağımızın önemli ve görece verimli yazarlarından biri olan Paulo Coelho'nun da en sevilen kitabı. Peki dillerden düşmeyen ve çok beğenilen bu kitabın konusu ne? İspanyol bir çoban olan Santiago'nun bir dileği vardır; Santiago, yaşadığı yerdeki diğer çobanların yaptığı gibi o bölgeye hapsolmak yerine dünyayı keşfetmek, dolaşmak ister. Bu isteğin temel sebebi ise gördüğü bir rüyadır. Bu rüyayı iki kez üst üste gören genç çobanımız rüyayı görme sebebinin altında Mısır piramitlerinin yanında bulacağı hazine olduğunu öğrendiğinde Afrika'ya doğru yola çıkar ve yolculuk başlar. İçinde az da olsa olağanüstü öğeler de barındıran Simyacı'da bu tür öğeler çeşitli felsefi unsurlarla harmanlanarak aktarılıyor. Kitaptan çıkarılabilecek bir dolu ders, kulak verip kendi hayatlarımızda da uygulamaya çalışabileceğimiz birçok nasihat var. "Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." Kitabın henüz başlarında yer alan bu cümle belki de bu kitabın minik bir özeti. Santiago hazine bulmak amacıyla çıktığı yolda çeşitli kişilerle karşılaşıyor. Kral Melkisedek, Billuriyeci, İngiliz ve en son Simyacı. Yukarda yer verdiğim alıntı Kral Melkisedek'in ağzından çıksa da  Santiago'nun sonrasında tanıştığı kişilerle gerçekleştirdiği diyaloglar ve yaşananlar bu cümleyi destekler nitelikte. Melkisedek'le tanıştığında zor durumda olan Santiago bu tanışıklıktan sonra amacına daha bir şevkle sarılıyor. Önemli karakterlerden bir diğeri de  Santiago'nun para kazanmak için yanında çalıştığı Billuriyeci. Bu kısımdaki belki de en dikkat çeken noktalardan biri Billuriyeci'nin Müslüman olması, Santiago ise Hıristiyan. Buna rağmen (aslında burada
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Puan vermedi·600 syf.··
2020 7. kitabı
Öncelikle yazarın genel kültürüne ve bilgisine hayran kaldım. İçinde bulunduğumuz dünya için de tespitleri çok doğru. Kitap adeta bir kişisel gelişim kitabı gibi. Ülkemizde içinde bulunduğumuz çirkin dünyayı ve bu dünyada dönen dolapları çok güzel aktarmış. Okunmalı bence...
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,4bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2020 6. kitabı
GENÇ WERTHER'İN ACILARI - Dikkat spoiler içerebilir! Eser sahibi Goethe 1774 yılında sadece iki haftada yazılmıştır. Böyle bir eseri iki haftada yaratabilmek mümkün müdür diye sormadan da edemiyor insan.. Kitapta imkansız aşkını arkadaşına mektuplarla anlatan Werhterin sarsıcı bunalim halini bulacaksınız. Sevdiği nişanlı bir kadındır ve toplum gelenekleri buna müsade etmez. Çünkü Lotte Werther'e sevgisine rağmen nişanlısıyla evlenir. Dipnot bir donem bu kitabın fanları oluşmuş ve etkilenenlerden dolayı intihar vakaları o kadar arttmiski yasaklanmış. Yine aynı etkiden bir dönem sarı pantolon mavi ceket furyası başlamış ( Werther gibi giyinme) Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2020 1. kitabı
Gizem Bilici'nin kitaplarını seviyorum ama bu kitabını diğerleri kadar sevemedim. Biraz bana karamsar geldi... Kitabın konusuna gelince; Nazlı, üniversitede Edebiyat bölümü öğrencisi olup, ailesi Bursa’da kendisi ise İstanbul’da yaşamaktadır. Küçüklük arkadaşı ve aynı zaman da abisinin nişanlısı ile aynı evde yaşayan Nazlı, liseye giden ve annesi ise sorunları olan Melis’e özel ders vermektedir. Nazlı aşkını kaybettikten sonra her şeye kendini kapatmış hatta Ona aşkını hatırlattığı için Bursa'ya bile gidemiyor . Çünkü O hala Selim'i seviyor Yiğit, Melis’in abisi olup, Kanada’da annesinin yanından kaçmış ve orada yaşam sürdürürken birden Türkiye’ye dönme kararı almıştır. Melis ile vakit geçiren Nazlı abisi ile yani Yiğit ile tanışmış olup, bu durum ona sıradan gelmiştir. Fakat Yiğit, Nazlı’yı ilk gördüğü andan itibaren ondan etkilenmiş fakat belli etmemiştir. Sonra Nazlı'yla arkadaşlığını ilerlettikçe Ona açılmaya karar verir ve nazlı Onu istemez. Sonra Yiğit Nazlı'dan uzaklaşır ama Nazlı çok üzülür. Çünkü aynı zamanda bir arkadaşını ve omzunda ağladığı dostunu da kaybetmiştir ve Nazlı gidip Yiğit'ten özür diler ve Ona bir şans tanımaya karar verir. Erdem Nazlı’nın abisinden öte küçüklükten berri yanında olan kişilerdendir. Selim'le birlikte Erdem'i de kaybedince daha çok üzülmüştür Nazlı ama Erdem geri dönüp kendini affettirir. Kitabın devamını da tabi ki okuyacağım... İyi okumalar....
Ansızın Gelen SenGizem Bilici · Yakamoz Yayınları · 2017482 okunma