Birinci kitabı bitireli 1-2 gün oldu. Oradaki karlardan sonra bu kitabın sıcaklığı çok iyi hissettirdi. Damla'nın yazım dili kesinlikle daha çok akıcılaşmış, ilk kitapta bahsettiğim "çeviri" hissiyatı daha da azalmıştı. Bunun sebebi benim o dünyanın içine daha çok çekilmem yahut Damla'nın gelişimi olabilir. Yine de dil olarak ilk kitaptan daha iyiydi.
Konu akışı hiç sıkmıyordu, üzerinde durulmaması gereken ara sahneler üzerinde gerçekten de durulmamıştı. Her şey bir sebep ve sonuç olarak birbirine bağlıydı ve buna rağmen bir son gibi hissettirmedi. Zira son sayfalardaki fazladan bir kaç sahne bize aslında bilmediğimiz daha çok şey olduğunu hatırlattı. Bu his, birinci kitabın sonunda da vardı.
Karakter gelişimi tam da yazardan beklendiği gibiydi. Kademeli biçimde, yapılan hatalarla yontularak verilen kararlar. Açıkçası damla bilmelisin ki, düşündüğünden daha da iyi bir öykü anlatıcısısın. UB'yi henüz okumadım ama eminim ki okuyunca bu düşüncem daha da pekişecek.
Son olarak (burası spoilerlı) Nos, seni özledik. Kızımızın dolunay gözlerinin etrafında süzülen yıldızdan bakışlarını özledik. Zaina, sen de özlendin. Bence Gy3'te Zaina ve Bast olacak. Yakışırlar da. Ne de olsa dinsizin hakkından imansız gelir değil mi? .d
Son bir eleştiri olarak, bence Zaina bu iki kitapta da olması gerektiğinden daha gerideydi. Umarım daha fazla hasretini çekmeyiz.
Ellerine sağlık damla! Adana Tüyap'da görüşmek üzere ;)