Aşkın ne demek olduğunu bilmeden, birdenbire sevdim. Erkeğin en ateşli duygusunun yüreği bu ilk sarışı ne garip şeydir değil mi? Teyzemin evinde bir çok güzel kadınla karşılaşmıştım ama hiçbiri üzerimde en ufak bir etki bırakmamışdı. Yoksa belli bir saat, yıldızların belli bir hizaya gelmesi, özel koşulların oluşması gibi bir şey mi var ki, kadınların içinden biri beliriyor ve aşkın tüm insanlığı sardığı bir anda, sadece bir kişiye yönelen bir tutku filizleniyor?
İnsanın karakterine göre, sürekli kaygı duymak sinirleri gevşetip korkuyu yaratır, korku da insana boyun eğdirir. Kişiyi yozlaştıran, ona bilmem nasıl bir kölelik aşılayan zayıflık da işte buradan gelir. Ne var ki bu bitmek bilmeyen acılar beni güçlü görünmeye alıştırdı: bu güç kullanıldıkça büyüdü, ruhumu manevi dirence hazırladı. Çilekeşlerin yeni bir darbe beklemeleri gibi sürekli yeni bir acı bekleye bekleye bir kedere ve kadere boyun eğmiş, çocukluğa özgü güzellikleri ve canlılığı yok olmuş birinin ifadesini tüm benliğimle takınmaya mecbur kaldım.