YouTube kitap kanalımda Albert Camus'nün hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/-_X3xWwwAoA
"Yeni yıla nasıl girerseniz o yıl öyle geçer" diye bir efsane vardır ya, işte ben de 2021 yılına Camus'nün Başkaldıran İnsan kitabıyla girip bütün bir yılı başkaldırı düşünceleriyle geçirmek istedim. Hem kitap okumak da en büyük başkaldırı çeşidi değil midir?
Descartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" felsefesini, "Başkaldırıyorum, öyleyse varız" haline dönüştüren Camus aslında bizi başkaldırının tarihi ve biçimleri konusunda bilgi sahibi olmaya çağırıyor. Hem biz de gün içinde nelere başkaldırmıyoruz ki?
Kendi adıma örnek verecek olursam, şekilciliklere başkaldırıyorum, gruplaşmalara başkaldırıyorum, samimiyetsizliklere, Tanrı'ya inanmasını ya da inanmamazlığını bir gösteriş biçimi olarak sunanlara, kitap okumayanlara, okuyup da hala cahil kalmayı başarabilenlere başkaldırıyorum. Daha bu senenin başında nelere başkaldıracağım konusunda da aslında diğer insanları bilgilendirmiştim. Mesela asgari ücretten bile az ücret önerip de modern köle arayan işverenlere, ayrıca bana dikte edilen ve pek çok kişinin müptelası olduğu 8-5 mesai düzenine de başkaldırdığımı söylemiştim. Evet... Artık başkaldırıyorum, öyleyse varım! Peki siz nelere başkaldırmak isterdiniz?
Camus'nün bireysel insanın salt kendi benliğiyle oluşum sürecini anlatması daha çok Tanrı'nın varlığını reddetmesi ve kendi bireyselliğini bulması üzerinden gidiyor. Bu konuda ben kendi düşüncemi buraya iliştireyim hemen. Bir Tanrı’nın varlığına inanıp inanmamanız sizi gerizekalı birisi yapmaz. Ama bir Tanrı’nın varlığına inanan ya da inanmayan birisine karışıyorsanız, o zaman siz de kolaylıkla bir gerizekalı olabilirsiniz. O yüzden aslında gerek bu kitabın gerekse