Ben seni anne, ben seni yıllar sonra tekrar o ağacın dibine yatırayım, yine kahkahalarla gülelim diye başında beklemiştim. Ben seni anne, o ceviz tanesi gibi içimde oldurmuş, canımdan can vermeye hazır durmuştum. Ama olmadı, artık o ağaç kurudu, artık o sırık kırıldı, artık o cevizlerin içi küf, artık o bahçe kuru, artık o yazlar yok… Artık ne bir kız çocuğunun günlüğü yetiyor anlatmaya her şeyi, ne cevval bir akıl, ne harlı bir kalp, ne kırık dökük bir müskat, ne de kabuğunu haiz bir ceviz… Olmuyor, böyle olmuyor.
98