Zaman geçtikçe, birlikte yaşama faaliyetleri ve genetik değiş tokuşun etkisiyle sonunda vicdanımızı kanımızın rengine, gözyaşımızın tuzuna karıştırdık ve bu da yetmezmiş gibi, gözlerimizi içeriye dönük aynalar haline getirdik ve onlar da sonuçta çoğu zaman ağzımızla inkar ettiğimiz şeyleri hiç çekinmeden gösterir oldu.
"Güle rengini veren kandır" hayatımızdaki güzelliklerin, felaket addettiğimiz bazı başka şeylerin neticesidir. Kendine acımak, geçmişe yazıklanmak faydasız ve anlamsız bir iştir. Olmak, olmamanın bir fonksiyonudur.