Amr b. As önce kendisi geçmişe dair ne varsa her şeyi sildi, geride bıraktı sonrasında da İslam geçmişini onun amel defterinden sildi. Ne büyük rahmet, elhamdülillah.
Nihal
@Nihalunal26
·
Rasûlullah (sav) tebessüm etti ve buyurdu ki:
Ya Amr! İslâm'ın önceki her şeyi sildiğini bilmez misin?
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Allah, kendisine isyan etmesine rağmen bir kuluna, hoşuna gidecek nimetlerini verdiğini görürseniz, bunun helâke doğru bir gidiş olduğunu bilin.”
(Ahmed b. Hanbel, 4/145)
Şunu hepimiz biliyoruz ki gündelik hayatta dinlediklerimiz, gördüklerimiz, şahit olduklarımız bizleri zehirliyor, kirletiyor. Kalbimiz kirleniyor, kararıyor, yoruluyor. Zihnimiz zehirle dolup karmakarışık hâle geliyor hatta daha da ilerisinde doğru ile yanlışı ayırt edemeyip hayır olan şeyleri alamayacak duruma düşüyor. Sonucundaysa bedenimiz zehirlenip hastalanıyor. Yakın zamanda bunu deneyimlemiş birisi olarak söylüyorum ki eğer zihnimiz, kalbimiz hasta ve yorgunsa bedenimiz de hasta ve yorgundur. Bedenimiz kalbimizin aynasıdır. Eğer sıhhatli olmak istiyorsak her şeyi bilmememiz, görmememiz, her şeye şahit olmamamız, gündemi -özellikle şu sıralar- her zaman takip etmememiz biraz da geri planda durmamız gerekiyor. Aksi halde çağın kirleri içinde boğulur kalırız ve böylece ne kendimize ne de bir başkasına faydamız dokunur. İçiinde bulunduğumuz dünyanın kirlerinden zehirlenmiş olan zihnimizi ve kalbimizi bir müddet de olsa dünyanın debdebesinden elden geldiğince uzak tutup Fatihayla, Bakarayla, Ali İmrânla.. Yani Vahiyle temizleyip şifa bulmamız lazım. Sonrasında da çevremizdekileri bu zehrin içinden alıp kurtarmamız lazım. Unutmayalım ki
"Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever." (Bakara, 222)
Allah'ım, bizleri çağın kirlerinden arınmış temiz kullarından eyle.
İnsan çoğu zaman yaşadığı şeylerin arka planını, hikmetini bilemez. Tıpkı meleklerin Hz Adem'in yaratılmasındaki hikmeti bilemeyip Allah'ın kendilerine verdiği ilimden başka ilimlerinin olmadığını itiraf ettikleri gibi. Allah bir şeyi nasip ediyorsa vardır elbet bir bildiği. Çoğu zaman biz bunu göremeyiz, bilemeyiz. Yaşadığımız şeyler olması gerektiği için olmuştur ya da olmaması gerektiği için olmamıştır. İnsanız ve başımıza gelenlerden dolayı üzülürüz fakat bunun karşımıza neler çıkaracağını anlayamayız, sonradan fark ederiz.
Bunu birkaç ay önce anlayıp sabırla beklemiştim ve bugün tam anlamıyla farkına vardım. 1 seneyi aşkın zamandır oldukça zorluklar çekmiştim, istemediğim yerlere savrulmuş, sevdiklerimden uzak kalmış, hem zihinsel hem fiziksel olarak çok yıpranmıştım ve elhamdülillah ki artık tekrar istediğim yerdeyim. Bugün şunu anladım ki tüm bu yaşadıklarım bana bir şey öğretmek içinmiş ve şu an tüm bunları iyi ki yaşamışım diyorum. Hayat çok garip, insan bazen dertlerine şükredebiliyor. (Bunlara şükredeceğimi asla ama asla düşünmezdim) Demem o ki ne yaşarsanız yaşayın mutlaka o dert size bir kapı açacak, size bir şey öğretecek ve siz Allah'ın izniyle rahata ereceksiniz. Belki bugün belki yarın belki çok daha sonra. Bize düşen çabalayıp, sabredip, tevekkül etmek. Çünkü Allah mutlaka sabredenlerle beraberdir.