Furkân Sûresi / 27.Ayet
27. O gün o (her inkârcı) zalim, ellerini ısırıp: “Keşke ben, peygamberle beraber kurtuluş yolunu tutsaydım.” diyecek.4
Furkân Sûresi / 28.Ayet
28. “Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim.”
Furkân Sûresi / 29.Ayet
29. “Andolsun ki bana o (Kur’an) gelmişken, beni zikirden (Allah’ı anmaktan ve Kur’an’dan) o saptırdı. Zaten şeytan, (darlıkta) insanı yalnız ve yardımcısız bırakandır.”
" Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı,
Kuru da'va ile olmaz bu, fakat ilim ister
Ben o kudrette adam görmüyorum sen göster! ." - Mehmet Akif Ersoy
Âl-i Imrân Sûresi / 164.Ayet
164. Hakikaten Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulundu da kendi içlerinden, onlara âyetlerini okuyan, onları (fena huy ve günahlardan) temizleyen ve onlara Kitab’ı, hikmeti* öğreten bir Resûl gönderdi. Halbuki onlar, bundan önce hiç şüphesiz açık bir sapıklık içinde idiler.
* Âyet-i kerîmedeki “hikmet”, Allahu Teâlâ’nın Resûlü’ne indirdiği Kur’an’ın hükümlerini, gizli ve ince mânalarını anlama, onu yaşama, onunla hükmetme ve onu uygulama ilmidir; bunu da Resûlullah (sas.), sünnetiyle ortaya koymuştur. Kendisi de, “Şüphesiz bana bir Kitab ve onunla birlikte bir benzeri (açıklama ve uygulama ilmi) verilmiştir.” buyurmuştur.2 Buhârî’de de Resûlullah (sas.), “Bütün ümmetim cennete girecek, ancak sünneti hesaba katmayanlar giremeyecekler.” buyurmuştur. Yüce Allah da Kur’an’da ona itaati emretmiştir.3 Bir de İmran b. Husayn,4 “Kur’an’dan başkasından bahsetmeyin.” diyen adamı; “Namaz, zekât vb. hükümleri nereden öğrendin?” diyerek meclisten kovmuştur.5