Romeo ve Juliet. Okuduğum her kitap için bir inceleme paylaşmayı düşünüyorum ve de bu kitap için diyebileceklerim de daha öznel olacak. Diğer düşüncelerim içinde boğulmadan Shakespeare imdadıma yetişiyor her zamanki gibi. Piyeslerinde yanlış anlaşılmaların yarattığı o trajedi bir nevi imzası. Bazen bu ortaklığı tembellik olarak hissetsem de yine de gereksiz eleştiriden kaçınarak incelememe devam edeceğim. Sanırım şairin kaleminden şu ana kadar okuduklarım arasında en sevdiğim Macbeth'ti. Belki bencilliğin için ölmek başka birisi için ölmekten daha inandırıcı ve samimi geldiğinden, bilmiyorum. Gerçi bencillik de genel bir kavram, o da tartışılır. Sadece hafif üzgün, karmaşıkken bir çırpıda okunan ve de güçlü diyalogları olan kitapları seviyorum. Kendinden yıllar sonra bile dilden dile dolanan o replikler....
"Bu da ne? Canım sevgilimin avucunda bir şişe!
Demek ki, zehirden sevgilinin bu vakitsiz ölümü.
Cimri! Hepsini içmiş; bir damla bile Bırakmadın demek kavuşabilmem için sana?
Öyleyse dudaklarından öperim,
Orada bir parça zehir kalmıştır belki;
Bir zamanlar hayat veren dudakların
Bu kez son versin hayatıma."
"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır. "