Onlar kasabanın çöpünü yüklenen iki günah keçisiydi; araba ne kadar ağırlaşır ne kadar zor itilirse, kasabalının vicdanı o denli hafiflerdi, kem gözlerini gönül rahatlığıyla batırabilirlerdi böylece.
Biz, dışarıdan taşların eklenebileceği binalara değil, dallarının bir sonraki budağını, yapraklarının bir üst tabakasını kendi özsuyundan oluşturan ağaçlara benzeriz.