Niloşşş

Bu mektubu annene yazmış olmalıydım, oysa sana yazdım.
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2023 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2023 20:28
İlk defa 1994 yılında İtalya’da yayınlanan roman o kadar çok ses getirmiş ki iki sene sonra aynı adlı film yapılmış. Eseri farklı kılan sadece insanı, ilişkileri, duyguları tüm samimiyetiyle ele alması değil. Onu özel kılan romanın geçtiği mekan olan Trieste. I. Dünya savaşı’na kadar Avusturya -Macaristan imparatorluğunun sınırları dahilinde olan kent savaş sonrası İtalya’ya verilir. Çok kültürlü bir yer olan bu liman kenti aynı zamanda bir buluşma noktasıdır. Orta Avrupa böylece yalnızca tarihe değil edebiyata da etkili romanlar vermiştir. Bunlardan biri de Yüreğinin Götürdüğü Yere Git. Triesteli olan hem yazar hem de başkarakter Olga, hastalığını öğrendiği anda bir karar vermelidir. Bakım evine gitmek istemeyen yaşlı kadın, Amerika’ya gitmiş olan torunu Marta’nın rahatını bozmamak adına ona bir veda niyetinde uzun mektupla yazar. Hem anı, hem de itiraf gibi olan bu mektuplar bir nevi yazarın kendi yaşamıyla da yüzmeşmesidir. Torununa bırakacağı en güzel miras onun için bu mektuplarda yatan öğretilerdir. Zira romanın adından da anlaşılacağı üzere torunu Marta’ya yaşam yolculuğu boyunca kalbinin sesini dinlemesini öğütler. Dili yalın, açık, bir o kadar samimi olan romanın arka planında II. Dünya savaşının yansımalarını görmekteyiz.
Edebiyat
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 202019,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2023 18:11
İlk olarak tefrika edilerek, daha sonra ise 1923 yılında kitap olarak yayınlanan bir eser Çalıkuşu. Malum geçmişte dizilerinin da yapıldığı bir kitap olduğu için okumayı ertelesem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği kitaplardan biri olması ve dahası cephede bile rastgele bir sayfasını açıp okunmasından mütevellit okumaya karar verdiğim bir kitap Çalıkuşu. İyi ki de okumuşum. Atamın sevdiği bir şey nasıl güzel olmaz ki zaten! Hepimizin de aşina olduğu üzere baş karakterimiz Feride. Aslında sadece Feride’nin hikayesini okumuyoruz. Aynı zamanda cumhuriyet dönemini, bilhassa eğitim konusundaki problemlere de ışık tuttuğunu söylemek yanlış olmaz. Görünüşte belki bir aşk romanı izlenimi yaratsa da aslında yazıldığı döneme ilişkin Anadolu’nun vaziyeti, yoksulluğu, insanların sahip olduğu düşünce yapısı vb konulara geniş yer verildiği görülür. Spoiler vermemek adına içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Gelgelelim Feride’nin yolculuğu, değişimi, aklı bir karış havada olan bir çalıkuşundan idealist bir öğretmene dönüşmesi, tüm bunlara bizzat Feride’nin kaleme aldığı günlük aracılığıyla şahit olmak romanı etkili kılan bir diğer etken aslında. Çok içten, çok dokunaklı bir dili var. İyi ki okumuşum. Herkesin okuması gereken bir eser bence.
1000Kitap
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,4bin okunma
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 22:45
Spoiler içerebilir# Hikayenin kahramanı adını bilmediğimiz bir kadındır. Kendisini, kocasını öldürmeye kadar götüren nedenleri açıkça ve doğrudan anlatmaktadır. Yine aynı şekilde roman çarpıcı bir itiraf ile başlar: “Alnının ortasına ateş ettim”. Derinden hissettiği aşağılık duygusuyla ezilen bir kadının bir nevi tek başına sürdürmeye çalıştığı evliliğini anlatmak için tercih ettiği belki de en acı verici itiraftır bu. Olay örgüsü farklı şekilde anlatılmaktadır. Yazar, ilk sayfadan olayın sonunu söylemiştir oysaki. Katil bir eş tarafından geriye doğru yeniden yaşanan çaresiz ve kıskançlıkla dolu bir aşkın hikayesini okuruz başkahramanın ağzından. Sık sık geriye dönüşler olay örgüsünün ritmini artırmıştır bence. Adını dahi bilmediğimiz bu kadın, kocasının tuhaf evlilik dışı ilişkisine yıllarca katlanır, ta ki bu ayrılıklar kasırgasını durdurmanın, yani kocasının evden yeniden ayrılmasına engel olmanın bir yolu olduğunu anlayana kadar. Zira kadının özlemini çektiği o gerçek aslında her zaman gözlerinin önündedir ve hiçbir şey bunu değiştiremeyecektir.Hayaller ve fantezilerden oluşan bir iç dünyada yaşayan kahramanın zorlu bilinçlenmesi gibi. Bir yanda gerçekten yaşama cesareti olmayan ve bir yanılsamaya tutunan kadın, diğer tarafta asla sahip olamayacağı Giovanna adındaki bir kadını seven Alberto. Yalnızlıkla başlayan ve yine yalnızlıkla son bulan adeta bir cehennem döngüsü. Katil eşin öyküsü, belki de gerçekle yüzleşmemek için kendimizi ne kadar zorlarsak zorlayalım, en sonunda ‘gerçek’in kestiği fatura çok daha ağır olacağının ispatı gibidir. 1947 yılında yayınlanan Natalia Ginzburg’un bu kısa romanı, bizlere beş kişinin yalnızlığının ve mutsuzluktan nasıl kaçılacağının portresini veriyor. Farklı yolları izlerken herkes başarısız olmaktardır.
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,674 okunma