Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydım, bu yaşamın bir anlamı olurdu, çünkü dünyadan bir parça olurdum. Bu dünya olurdum, oysa şimdi tüm yakınlık gereksinimimle onun karşısındayım.
“Yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur,” diye yazmıştım. O sırada ne denli doğru söylediğimi bilmiyordum; gerçek umutsuzluk zamanlarından geçmemiştim daha. Bu zamanlar geldi ve bende ölçüsüz yaşama isteğinden başka her şeyi yıkabildi.
Albert Camus’nün Tersi ve Yüzü isimli eserinde bu satırları okurken, aklıma François Ozon imzalı “Frantz” filmi geldi. Filmdeki tablo ise, Édouard Manet’ye ait İntihar tablosu.