N.Ş

''Üç tür kamp tutuklusu olduğunu hemen öğreniyoruz: Bir suç işlemiş olanlar, politik suçlular, Yahudiler. Hepsinin pantolon ve ceketleri çizgili, hepsine de Häftling deniyor. Yalnız, suç işlemiş olanların ceketlerindeki numaraların yanına bir yeşil üçgen dikilmiş, politik suçlularınkine kırmızı üçgen; sayısı en kabarık olan Yahudilerin de kırmızı sarı Yahudi yıldızları var. SS’in adamları da var burada elbet; ama sayıları az ve kampın dışındalar, onları sık sık görmüyoruz. Bizim asıl efendilerimiz, yeşil üçgenliler ile öbür iki kategoriden onlara yataklık edenler; bunların sayısı da az değil.''
Sayfa 26 - CAN SANAT YAYINLARI Çeviri Zeyyat Selimoğlu·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
''Burada her şey yasak, herhangi bir nedenle ilgisi yok bunun, kamp salt bunun için kurulmuş da ondan. Burada yaşamaya niyetimiz varsa bunu çabuk ve iyice öğrenmemiz gerek.''
Sayfa 23 - CAN SANAT YAYINLARI Çeviri Zeyyat Selimoğlu·Kitabı okudu
''Şimdi bir insan göz önüne getirin ki, sevdiği insanlarla birlikte yuvası, alışkanlıkları, ceketi, pantolonu, uzun sözün kısası, her şeyi elinden alınmış olsun. Kendini bomboş, boşalmış hissedecektir bu insan; çünkü nesi var nesi yok her şeyini yitiren bir insan, kendi kendisini de çok kolay yitik hisseder. Bu göz önünde tutulursa o zaman İmha Kampı sözcüğünün ne demek olduğu daha kolay anlaşılır; benim 'derinde kalmak' deyimiyle neyi anlatmak istediğim de ortaya çıkar.''
Sayfa 21 - CAN SANAT YAYINLARI Çeviri Zeyyat Selimoğlu·Kitabı okudu
''Bu utanç duyulacak durumu, bir insanın böylesine mahvedilmesini anlatacak sözcük yok dilimizde; bunun farkındayız artık. Bir an içinde, hemen hemen peygamberce bir görüşle gerçek içimize doğuyor: Dibe ulaştık artık, derindeyiz. Bundan daha derini olamaz, insan varlığının daha acıklı bir hali olamaz, düşünülemez.''
Sayfa 21 - CAN SANAT YAYINLARI Çeviri Zeyyat Selimoğlu·Kitabı okudu
''Artık hiçbir şeye şaşırdığımız yok. Deli saçması bir oyunun seyircileri gibiyiz. Kutsal Ruh’un, Şeytan’ın hep birden sahneye çıktığı bir oyun. Yeni gelen, bozuk şiveli bir İtalyancayla konuşuyor. Uzun bir konuşma yapıp bütün sorularımıza yanıt vermeye çalışıyor, enikonu da nazik konuşurken. Şu anda Yukarı Silezya’da, Auschwitz yakınlarındaki Monowitz’deyiz; Almanlar ile Polonyalıların bir arada yaşadığı bir bölge. Bulunduğumuz kamp bir çalışma kampı. Almancada Arbeitslager deniyor bu kamplara; tüm tutuklular (aşağı yukarı on bin kişi) Buna adlı bir lastik fabrikasının yapımında çalışıyorlar; onun için kampa da “Buna” adı verilmiş.''
Sayfa 19 - CAN SANAT YAYINLARI Çeviri Zeyyat Selimoğlu·Kitabı okudu