#morsandıktakiyazılar
Kitap Adı: Altı Harfli Bir Tatlı
Yazar Adı: Şermin Yaşar
Sayfa Sayısı: 248
Tür: Roman
Değerli Okuyucu,
Bu kez karşınıza hem damağınızda bir tat hem de yüreğinizde bir sızı bırakacak bir romanla geldim.
Tatlı tariflerinin ve tatlı isimlerinin satır aralarında dolaşırken, aslında insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunan bir hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Çünkü bazen hayatı en iyi anlatan şey bir “tatlıdır”: Dışı şeker, içi sızı.
Bu romanda da tam olarak bunu hissediyorsunuz.
Yazar, öyle sahici bir hikâye kaleme almış ki, okurken “Bu biraz da benim hikâyem.” demeden edemiyorsunuz.
Meltem’in ve Selime Teyze’nin ağzından dinliyoruz yaşananları. İki ayrı kadın, iki ayrı kader.
Ama ortak bir boşluk, ortak bir yara.
Biri annelik uğruna çektiği acılarla sınanırken, diğeri anne olamamanın tarifsiz eksikliğini taşıyor içinde. Okudukça şunu fark ediyorsunuz:
İnsana en ağır gelen, başkasının değil, kendi yaşadıklarıdır.
Herkes kendi imtihanının yükünü taşır.
Hayatlar farklı, kaderler ayrı.
Ama mutlaka bir ortak nokta var. Kimi bir tatlının tarihinde saklı, kimi yapılışında gizli. Yazar, tatlıları sadece bir lezzet unsuru olarak değil; hafızanın, travmanın ve geçmişin sembolü olarak kullanıyor.
Daha fazla spoiler vermeden, kitaptan bazı alıntıları paylaşmak isterim:
Alıntılar
- “Yaşarken kimse koşmadı hizmetimize, ölünce bari azıcık hizmet etsinler. Onu da başkaları yapıversin, onlar düşünsün.”
- “Bazıları için üniversite sınavına girdiğim yerdeki o emanetçi gibiydim işyerinde. Herkes derdini, sırrını bana emanet ediyordu. Ben de dinliyor ama yorum yapmıyordum.”
- “Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu.”
- “Beni herkes terk ediyordu ama ben kendimi terk etmeyecektim.”
- “İnsan sanıyor ki kıyamet