Söylenecek söz bittiğinde başlar âh. Yeryüzü kelimeleri acıyı ifadeye yeltenip de yersiz ve yetersiz kaldığında. Hesaplar artık bu dünyanın terazilerine sığmayıp bambaşka bir zamana ve mekâna havale edildiğinde. Mum tahtaya, can boğaza, bıçak kemiğe dayandığında.
Bu yüzden âh'ın hâli var kelâmı yok, makamı var nakli yok.
Seviyordum ama sevdiğimi bilmiyordum. İşte şimdi fark ettim. Seninle karşılaşmamız bir dostluktan fazlası içindi. Tanışmamız kaçınılmazdı, çünkü araya muhabbet ezelden girmişti.