"Aşırılığın hâkim olduğu anlarda insanın olağanüstü gergin doğası insanın üzerinde öylesine trajik bir ifade yaratır ki, onu o anlarda tıpkı aniden çakan şimşeğin hızı gibi ne bir re-sim ne de bir söz betimleyebilir."
"İnsanların çoğunun hayal gücü kısıtlıdır. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu sert bir biçimde ısrarla duyularını harekete geçirmeyen şey, onları neredeyse hiç tahrik etmez; ancak tam gözlerinin önünde meydana gelen ve duygularının dokunma mesafesindeki en ufak bir şey dahi içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu tutuşturur. Böyle bir durumda da nadiren gösterdikleri duyarlılıklarının yerini yersiz ve abartılı bir şiddet alır."
"Hüzün, kendi başına müthiş bir deryadır. Hüzünlenemeyen insan gelişmemiş bir insandır. Kendinden kopukluğunun, içindeki öze olan özlemin farkında değildir."
"Bu nedenle "içimizdeki çocuk" kavramı önemli bir farkındalık... Yani bir insanın içindeki çocukla tanışması, yüzleşmesi, ilişki kurması, onunla arkadaş olup konuşması önemli... İç çocuk utanca boğulmuş, küsmüş, bir yere saklanmış ise -onunla yüzleşmek acı vereceğinden- kişi mümkün olduğu kadar bu konunun üzerine gitmekten kaçar. Yüzleşmek istemez, geride durur. Ama yüzleşmeliyiz. Üstelik bunu bilinçli bir şekilde yapmalıyız."