Nisanur Ak

Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
Maria Puder bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti ve ben de onun, şimdiye kadar rastladığım insanlar arasında ilk defa olarak, bir ruhu bulunduğunu tespit ediyordum. Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu.
Elbet bir gün buluşacağız Bu böyle yarım kalmayacak İkimizin de saçları ak Öyle durup bakışacağız Belki bir deniz kenarında El ele maziyi konuşacağız Benim içimde yanar ateş var Sevgilim ne zaman buluşacağız Belki bir gemi güvertesinde Sen beni unutmuş İçin kupkuru Benim gönlümde hâlâ o arzu Sevgilim ne zaman kavuşacağız
Erkeklere 'bu evde eksik olan sensin' dediğimizde, adamların yüzleri asılıyor. Biz kadınları, çok film izlemekle suçluyorlar. Hayat hep haksızlıklarla mı dolu? İnsan olmak, insan yerine konmak için biz kadınların hep esip gürlemesi mi gerekiyor? İçimizdeki suskunluklarla dolup taşan yüreğimize kim su serpecek? Erkekler mi? Asla. Keşke evlendikten sonra da ellerimizi tutabilselerdi. Başımızı dizlerinin üzerine yatırıp saçlarımızı okşasalardı. Tenimize dokunsalardı. Erkekler evlendikten sonra bunları neden yapmıyorlar? Bunları onlardan istemek neden şımarıklık olsun ki? Sahi, bunlar hep filmlerde mi yaşanıyor? Bizler gerçek hayatta bunları hiç mi yaşayamayacağız?