Ah tipik bir Türk dizisi tadında…dizisi çekilse tutar yani o derece…Güzel ama sığ geldi sanırım biraz İncir Kuşları ndan sonra. O kitabı sevmiştim boşnak katliamı hiç bilmediğim bir konuydu bu konuda bir şeyler okumak zihnime iyi gelmişti,ayrıca daha yoğundu o kitap. Burada bir dönem Şam da olay çıkıyor onlardan biraz bahsediyor….gerisi aşk ihtiras dayak ihanet bla bla…Devamını da yazmış yazar şimdi okumamak olmaz zeigarnik etkisi :) #k:16542. Aslında bu kitabın ilgimi çekmesinin asıl sebebi Şam. Farklı yabancı bir kültürü içermesi.
Akıcı,kolaylıkla okunabilir,belki fazla yalın ama başta söylediğim gibi tipik Türk dizisi tadında kitap.
Bakalım Piruze oğullarına kavuştuğunda neler yaşanacak heyecanla beklemedeyiz
PiruzeSinan Akyüz
Sevgili Sinan Akyüz'ün yine severek okuduğum bir kitabıydı. Kitap konusu aslında çok bilinen, çokça yaşanan bir kadın mücadelesinin, savaşının hikayesiydi, ama kitap kendine öyle bir çekiyor ki merakla ve ısrarla okumaya devam ediyorsunuz. Kendinizden, yaşanmışlıklar dan çok şey buluyorsunuz, benziyorsunuz benzetiyorsunuz, aslında sonunu biliyorsunuz...
Piruze'nin Şam'da çok kötü şeyler yaşadığını tahmin ediyordum kitabı okumadan önce. Aslında ben daha da kötü şeyler yaşamıştır diye düşünmüştüm. Öyle kitaplar okudum ki Piruze'nin yaşadıklarının bin beterini yaşamışlardı. Ama tabii Piruze'nin yaşadıkları da hiç kolay şeyler değilmiş.
Piruze kendi eliyle kendi kaderini hazırladı. Aşk gözlerinin önüne perde indirdi ve geleceğini öngöremedi.
21 yıl, 4 ay, 20 gün çocuklarına hasret yaşamak zorunda kaldı.
Akıcı, güzel bir kitap. Devam kitabını da okuyacağım.
Ahh Piruzee :(
Çok hüzünlü çok acıklı bir hikaye. Şam'a gelin giden bir Türk kadını ve onun acıklı hikayesi çok etkilendim çok da üzüldüm. Yaşanmış bir hikaye olması beni daha çok etkiledi. Mutlaka okumalısınız .
Nerden başlanır bilemedim..
Kitap bitti ama elim hemen gitmedi birşeyler yazmaya.
Hala Şam'daki o Türk gelininde aklım ..
Sinan Akyüz'ün diğer kaleme aldığı hikayeler gibi bu da insanın içinde adını bilmediği bir yeri acıtıyor..
Belki de hepimizin ortak noktası olan biryer.
Bir kadının gerçekten bunları yaşamış olmasına mı yoksa aslında Piruze gibi nice kadının hala yaşıyor olmasına mı yanmalı insanın yüreği..
Aslında bakıldığında dağları bile aşan şeyler bir insanın yüreğinde nasıl da yapışıp kalıyor..
Çaresizce.. ve çoğu zaman sessizce hüküm sürüyor.
Yıllar önce tek başına bu kadar şeyle başa çıkmaya çalışan, hüznü,kederi ,aşağılanmayı ve de aldatılmayı hem de defalarca aldatılmayı ilk görüp aşık olduğu adama olan sadakatinin karşılığında mı yaşamıştı ?
Aslında ayrım yapılmaksızın hak edilmeyen şeyler gel gör ki ötelerden gelen bir anlayışın parçaladığı ve bunun bedelini de çoğu zaman değil her zaman kadının ödediği bir yaşam halini almış..
Alışılmaması , reddedilmesi gereken yere bunu kadının üzerinde bir egemenlik bir hâkimiyet olarak sürdürmeyi maharet görmüşler.
Çok şey söylenir de...
.
.
Kitapta Piruzenin gençliğinden,verdiği kararlardan ve onu bekleyen keder dolu uzun bir yaşamı anlatıyor.
Yıllar sonra da bir kız aracılığıyla oğullarına ulaşıyor.
Oldukça akıcı ve sade bir dille yazılmış, okurken zaten akıp gidiyor.
Kitabın ikincisi de var ve umarım orda bir nebze de olsa iyisindir Piruzem..
Sen orda yaşarken kitabı okuyarak yaşadıklarına şahitlik eden birçok kişi de senle birlikte ağlamıştır eminim..
İkincisini okumadan biraz sindirmek lazım sanırım ilkini..
.
.
Yüreğini görmeyen, seni anlamayan insan görünüşünü beğensen nolur ki ?
Keyifli okumalar..
Şam’a giden bir türk gelini hikayesini arkadaşı Kim’e anlatıyor. Doğu ve Batı arasındaki kültür farkını çok iyi bir şekilde hissettiriyor yazarımız. Sinan Akyüz ile İncir Kuşları kitabı ile tanıştım
onun yeri bende çok ayrı olsada Piruze de oldukça başarılıydı. İyi okumalar dilerim.
Gözyaşlarımı tutamadım çok güzeldin. Canım Piruze seni çok seviyorum çok güçlü bi kadınsın başlarda çok güzel başlayan bu aşk hikayesinin sonu neden kalp ağrısı olur ki?
Piruze-Şam'da Bir Türk Gelini
Sinan Akyüz -399 Sayfa
Türk bir diplomat kızının Şam'a tayinleri çıktığında tanıştığı bir adama aşık olması, 5 yıl gibi bir süreden kocası tarafından aldatılması, dayak yemesi, toplumda kadın olduğu için değersiz oluşu, seriat ile yönetilen ülkelerde anneliğin zorluğunu anlatan; kurtulmak için mücadele eden genç bir kadının sürükleyici hikâyesi.
Suriye' de günlük hayatı. Kadının ve erkeğin toplumdaki yerini ve güzel Cumhuriyetimizin kıymetinin en güzel anlaşılmak şeklini gösteren sürükleyici bir romandı
Güzel bir anlatımla, resmen bir hayat yolculuğuna dahil olmak gibiydi. Süreç, bunu yapmamalıydın, demek ki yaşaması gerekiyormuş, ama bu kadar olmaz şeklinde akıp geçti. En garip tarafı da kitabı okumuş gibi değilim sanki bir sinemada film izlemiş gibiyim.
Sinan akyüz’ün ilk İncir kuşları kitabını okudum ve o kitap iki okuma da bitmişti. Şimdi Piruze’yi de iki okuma da bitirdim. Çünkü duramıyorum kendimi, çok yalın bir dille yazıldığı için akıp gidiyor engel olamıyorsunuz.
Ah Piruze.. Neden yaptın bunu kendine diye diye okudum kitabı.. Kendi seçimlerin yüzünden bunu yaşıyorsun diye kızsam da bir annenin çaresizliği, evlatlarıyla sınanması içimi dağladı.. Ve Kitabı okurken hep şunu söyledim
İyi ki Türkiye bir hukuk devleti ve ata’m sen iyi ki vardın. Minnetle.. Saygıyla..
Nisan 1972'de Iğdır'da doğdu. Orta ve lise öğrenimini çeşitli okullarda tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. Yirmi üç yaşında gazeteciliğe başladı. Gazeteciliğin hemen hemen her kademesinde çalıştı. Daha sonra gazeteciliğe ara verip Almanya'ya gitti. Bir süre sonra tekrar İstanbul'a döndü. 1996'da Sabah Gazetesi'nin dergi grubunda çalışmaya başladı. O dönem fotoğrafla tanıştı. Birçok yayın organına moda ve portre fotoğrafları çekti. 1999'da Sabah Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde çalışmaya başladı. 2001'de fotoğrafçılık mesleğine ara verip ağırlıklı olarak kitap yazdı. 2006 yılında ise Takvim Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladı. Şu anda Takvim Gazetesi'nde köşe yazılarına devam ediyor. Ayşen Akyüz ile evli olan yazar, ikiz erkek çocuk babası.