“Duvarlarda griler, uçuk maviler asılıydı. Temmuz sarısı, mayısın esmerimsi yeşili…Ayşe insan resmi yapmazdı. İnsanlardaki her duygu bir renktir, derdi. Gözünün merceğinde donuk bir istek, kara… Saçlarını karıştırırken tutar elini öperdi. Sonra Apassionata’nın kafasında boyadığı rengi düşünürdü. Kırmızımsı benekli upuzun bir boz…”
“She imagines losing Jean-Marc that way someday. Never knowing, reduced to imagining anything and everything. She could not even kill herself, because suicide would be a betrayal, a refusal to wait, a loss of patience. She would be condemned to live until the end of her days in unrelenting horror.”