İçine kapanık kimseler duygularını, acılarını açıkça konuşmaya, çoğu zaman “içi dışı bir” kişilerden daha çok gereksinim duyarlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de sonunda insandır. Bu gibilerin “sessiz deniz” lerine cüretle, iyi niyetle dalıvermek çoğu zaman, onlara dünyanın en büyük iyiliğini yapmaktır.
Çevrenin saygısını sevgisini kazanmak, “dingin, tatlı güneş ışığında oturmak” gibidir. Bu ışığın etkisiyle insanın içinde huzur duygusu biter, filizlenir.
Akılsız salt duygu gerçi pek lezzetsiz bir şerbete benzer, ama duygunun yumuşatamadığı salt akıl da insanın boğazından geçmeyecek kadar acı, kekre bu ağudur.