Sözlük anlamında "yoksun olmak, bozulmak, durmak, ihmâl etmek, kesilmek, hasara uğramak, felç olmak" gibi pek çok olumsuz manâ bulunan tatil kavramı, hiç şüphesiz ne ilim, ne akıl, ne de ibâdet için geçerli olur; aklını tatile gönderen bir medeniyet sürekliliğini muhafaza edemez. Kısaca, akılda/ akletmede tatil olmaz; ibâdet tatil kaldırmaz; ilim tatile çıkmaz.
İnsan çoğun, kendinden kaçar; kendiyle yalnız kalmaktan korkar; kendini dinlemekten ürker; tersine, dışarıya, gürültüye, başkalarına, kalabalıklarına sığınır; kendini beşeri ekrana göre ayarlar, tadil eder. Yorgun argın döndüğünde ise kendine sırtını döner ve uyur, daha doğrusu uyumaya çalışır. Çünkü kadîm sûfi/irfânî kültürümüzde dile getirildiği üzere, ancak vicdanı rahat olan insanî bir uyku uyuyabilir; zira yine bu anlayışa göre, insanî uyku, bebek uykusudur; masum, derin ve huzurlu...