Her yakınlık dostluk değildir, her arkadaşlık da insanı iyiye götürmez. İnsanın şahsiyeti, beraber yol yürüdüğü insanlarla şekillenir. Bu yüzden arkadaş seçimi İslam'da basit bir tercih değil, ahlaki bir sorumluluktur. Rabbimiz "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun." (Tevbe, 119) buyurarak dostluğun takva ve doğruluk zemininde kurulmasını emreder. Peygamber Efendimiz de bu gerçeği şöyle dile getirir: "Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin." (Ebû Dâvûd, Edeb, 19) İnsan, birlikte yürüdüğü kişilere benzer; onların bakış açısını, alışkanlıklarını ve değerlerini fark etmeden benimser.
Gazze'ye baktığımızda onların kaybını değil, kendimizde eksilen insanlığı da görüyoruz. Oradaki sabır, buradaki dağınıklığımızı yüzümüze vuruyor. Bu yüzden içimiz sızlıyor; çünkü sadece seyirci değil, aynı zamanda eksilmiş tanıklarız.
at vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim