Bir kalabalık meclise giren adamda garip bir kuruntu vardır. Bütün o kalabalığı kendine bakmak, boyunbağındaki
bir türlü düzelemeyen çarpıklıktan pantolonunun dikiş yerlerindeki parlaklığa varıncaya kadar bütün açık ve gizli ayıplarını aramak için oraya toplanmış sanır, nereye basacağını, ellerini nereye saklayacağını şaşırır. O dakikada o kalabalığı meydana getiren insanlardan herbirinin de kimbilir hangi ayıbı saklamak, hangi çorap deliğinin hangi pantolon paçasından, hangi içine kıvrılmış kirli gömlek kolunun hangi ceket kolundan fırladığını görmek kaygısıyla kendinden başkasını göremeyecek halde olduğunu düşünmez; hele bu insanlardan birçoğunun kimbilir hangi korku veya utancı bastırmak için yüksek sesle gülüp şakalaştığını hiç anlayamaz.