Sevdiklerimizden ayrılmanın düşüncesi bile zor gelir.Heleki bu ayrılık sadece belirli bir süreliğine değilse...
Üç yıl önce kanseri yenmiş olan Daisy’e tekrardan kanser teşhisi koyulur ve önceki gibi bir kanser değildir.Bu defa bütün vücuduna yayılmıştır.Doktoru ona günlerinin sayılı olduğunu söyler.Daisy’nin aklına ilk gelen ölüyor oluşu değildir,öldüğünde canından çok sevdiği Jack’e ne olacağıdır.Jack’i öldüğünde yapayalnız kalmaması ve hayattan soğumaması için aklına tek bir çözüm gelir ; en az kendisi kadar Jack’i sevdiğine emin olacağı bir kadın bulmak.
Kitap çok akıcıydı,karakterlerin bütünlüğü olsun,karakterlerin ana rolleri olsun çok iyi biçilmişti.
Kitapta özellikle dikkat ettiğimse her karakterin aşırı derece tanıdık gelmesiydi.Daisy ve Jack benim yan komşumdu sanki,o kadar içimizden karakterlerdi.
Karakterler o kadar özgünlerdi ki bu karakterleri baya uzun bir süre unutabileceğinizi düşünmüyorum.
Kitabın temposu asla düşmüyordu ve aklınızda kalacak bir soru işareti bile kalmıyordu kitabı bitirdiğinizde.
En önemlisi ise yazar Daisy’nin duygularını size öyle bir hissettiriyor ki siz de bir an kanser olduğunuzu düşünüyorsunuz,bir anda sevdiklerinizi düşünmeye başlıyorsunuz ve tabi ki istemsiz bir şekilde ağlıyorken buluyorsunuz kendinizi.
Sonu o kadar güzeldi ki sanırım bu kitabın bana yaşattığı duygu değişimini hiçbir kitap yaşatmamıştır bu anlamda.
Senden Önce Ben’i okumuşsanız bilirsiniz ; kitap sağlıklı olan Louisa’nın ağzından anlatılıyordu, Will’in psikolojisini ve düşündüklerini anlayamıyorduk.Bu kitapta ise tam tersi hasta olan Daisy’nin psikolojisini,düşündüklerini ve hastalığın vermiş olduğu duygu değişimlerini fazlası ile iyi anlıyoruz.
Eğer bugünlerde dram içerikli bir kitap arıyorsanız,biraz yüreğinizin burkulmasını istiyorsanız en önemlisi ise