Winter'ın onu son görüşüydü bu.
Son anı. Son nefesi.
Birden herşeyi bir tarafa bıraktı. Siyaseti, akıl oyunlarını, herşeyi.
Yeni bir cesaretle konuştu. "Jacin, ben... Hayatımda seni sevmediğim bi an bile hatırlamıyorum."
Jacin'in gözleri binlerce hisle doldu. Ama cevap vermeden önce, Winter iki eliyle birden gömleğine yapmışıp onu öptü.
Jacin'in buzları, Winter'ın beklediğinden çabuk eridi. Sanki bunu bekliyormuş gibi, kızı kalçalarından tutup kendine çekti. Winter'ı parmaklıklara yaslarken, şehvetin arasın da derin bi özlem ve çaresizlikte vardı. Winter hafifçe inlediğinde, Jacin elini ensesine koyup onu daha da arzulu öpmeye başladı.
Winter 'ın başı dönüyordu. Hayatı boyunca bu anı beklemişti. Jacin diğer elini kızın kalçasından çekti. Kılıfından çıkan bıçağın hışırtısını duydu. Winter hafifçe ürpererek onu daha sert öptü. O son anı bütün hayalleriyle doldurarak.
"Söz veriyorum," diye fısıldadı bu kelimeler boğazını yaksa da. Winter ı sevmiyordu. O hayatı boyunca Evret ı sevmişti. Ve onu bile yok etmekten çekinmemişti. "Söz veriyorum"
"Ya şimdi hala senden sıkılmamı mı bekliyorsun?"
Evret ın ifadesi yumuşadı. Öfkesinin yerini Levana yı çileden çıkartan bir merhamet aldı. Sözleri belki de şimdiye kadar söylediklerinin en zalimiydi "Ya sen? Sen hala sana aşık olmamı mı bekliyorsun?"