Ünlü İtalyan dalgıç Enzo Maiorca, Syracuse de denizde iken teknede bulunan kızı Rossana ile konuşuyordu.
Tam tekneye girmeye hazırlanırken, sırtına hafifçe bir şeyin dokunduğunu hissetti.
Döndüp bakınca bir yunus gördü.
Yunusun oynamak için değil de bir şeyler anlatmak için dokunduğunu fark etti.
Yunus dibe doğru yüzünce Enzo da onu takip etti.
Yaklaşık 12 metre derinlikte, terk edilmiş bir ağa yakalanmış bir başka yunus vardı.
Enzo hemen yukarıya yüzüp, dalış bıçaklarını aldı, kısa süre sonra kızıyla birlikte ağlara takılan yunusu serbest bırakmayı başarmışlardı.
Yardım isteyen yunus neredeyse insan çığlığına benzer sesler çıkarıyordu.
(Bir yunus su altında soluk almadan 10 dakika kadar kalabilir, sonra boğulur.)
Serbest kalan yunusun yüzeye çıkmasına Enzo, Rosana ve diğer yunus yardım ettiler. İşte o zaman bir süprizle daha karşılaştılar.
Kurtardıkları yunus hamileydi.
Erkek yunus bir süre baba ve kızın etrafında daireler çizerek yüzdü ve sonra Enzo'nun önünde durdu.
Minnettarlığını ifade eder gibi Enzo'nun yanağına (bir öpücük gibi) dokundu.
Sonrasında ise iki yunus maviliklerde gözden kayboldu.
Enzo Mallorca bu olayı şöyle yorumladı.
.
"İnsan, hayvanlar dünyasına saygı duymayı ve onlarla konuşmayı öğrenene kadar, dünyadaki gerçek rolünü asla bilemeyecek"...
Şimdi açsam pencereyi beklesem
Sen gelsen
Olmaz ya hani geliversen
Hiçbir şey sormasan
Hiçbir şey söylemesen
Sussam
Sussan
Sussak.
Susuşların anlattığını dinlesek
Sırt sırta otursak
Katılasıya ağlasak
Sormasak birbirimize sebebini
Sarılsam
Sarılsan
Sarılsak.
Ve yine hiç bir şey konuşmasak
Ama anlasak
Ne vardı sahi
Olmaz ya
Hayal ya
Hani diyorum olsa ne vardı.”
Freud der ki:“Çocuk yapmayı doğal ihtiyacın zaruri olarak giderilmesi gibi karmaşıklıktan çıkarıp, üzerinde düşünülmüş sorumlu bir eylem seviyesine çekebilseydik, insanlık için en büyük zaferlerden birini kazanmış, doğanın koyduğu sınırlardan esaslı şekilde özgürleşmiş olacaktık.