Biraz da iş hayatımızdan bahsedelim mi? Hani şu, sabahları zorunlu olarak kalkıp gittiğimiz... Daha çok gitmek istemediğimiz...
Ama gitmesek olmayan, ayın belirli günlerinde banka hesabımıza maaşımız yattı, sesini duymaktan mutlu olduğumuz işlerimiz. Son zamanlarda aslında herkes iş yeriyle ilgili, işleriyle ilgili, yaptığı işlerle ilgili sıkıntı yaşayabiliyor. Özellikle de bu yöneticiler, idareciler ve kararlarıyla ilgili. Bir de şu açıdan bakmakta fayda var aslında. Emek harcayarak gelmemiş idarecilerin bizim üzerimizdeki etkileri neler mesela? Şimdi siz emek harcıyorsunuz, bir şeylerin fark edilmesi için çabalıyorsunuz, bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Ancak hiçbir şekilde gerçekleşmiyor. Çünkü üstte yani sizin amiriniz niteliğinde olan kişiler sizin ne iş yaptığınızı, ne yeteneklerinizin olduğunu, hangi alanda ilerlemek istediğinizi, işinizle ilgili ne gibi becerilerinizin olduğunu bilmedikleri için sadece ben karar verdim ve yapmak zorundasın niteliğinde sizlere gereksiz üzerinize vazife olmayan işleri yüklüyor olabilirler.
Evet, iş yerindeki üst yöneticilerin ve idarecilerin, çalışanların motivasyonu ve verimliliği üzerinde büyük bir etkisi olabilir. İyi bir yönetici, çalışanlarının yeteneklerini, ilgi alanlarını ve hedeflerini anlayarak onları daha etkili bir şekilde yönlendirebilir. Aynı zamanda gereksiz iş yükünden kaçınıp, işleri daha verimli bir şekilde organize edebilir.
Birçok çalışan, kendilerini anlamayan veya becerilerini değerlendirmeyen yöneticilerle çalışmanın zorluğunu yaşayabilir. Bu tür durumlar çalışanların motivasyonunu ve iş memnuniyetini olumsuz etkileyebilir. İş yerinde daha iyi bir iletişim ve yönetim tarzı kurmak için açık iletişim kanalları ve geri bildirim mekanizmaları kurmak önemlidir. Bu şekilde çalışanlar, yeteneklerini
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beni hor görme gardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım
Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben çeç miyim
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben baç mıyım
Geç olmadan diyor şair... Merak ettiğinde bilki ruhlar bir yerlerde buluşuyor konuşuyordur... Sen eğer fiili olarak buluşturmuyorsan düşünceni bu ruhuna şiddet değil midir? Sana ait olmayan bir bedene zulüm...