Granger durup Montag ile birlikte geriye bakti. "Herkes ölünce ardında bir şeyler birakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapilmiş bir çift ayakkabi. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokundugu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçege baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değistirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi. Sadece çim biçen adamla bahçivan arasindaki fark dokunuştadır, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçivansa bir ömür boyu orada olacak."
Ama insanın muhteşem tarafı budur ; sil baştan yapmaktan vazgeçecek kadar umutsuzluğa veya tiksintiye kapılmaz asla… Çünkü böyle yapmanın önemli ve yapmaya değer olduğunu çok iyi bilir.
Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depoladığımız kapların bir türü yalnızca. Hiç sihirli bir tarafları yok. Sihir sadece kitapların söylediklerinde, evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde.
Aykırı herkesten üç beş senede kurtulamazsın. Okulda yapmaya çalıştığın şeyin büyük bir bölümü ev ortamında bozulabilir. Anaokulu yaşını bu yüzden her sene azalttık; artık neredeyse beşikten alıyoruz onları.