IV. Murad zamanında Eskişehir köylerinden birinde "Sakarya Şeyhi diye meşhur Ahmed isminde bir şeyh kendisinin Hz. İsa olduğunu iddia etti ve etrafına topladığı saf köylülerle büyük bir gaile çıkardı. Üzerine asker gönderilip yakalandı. Yalnız başında siyah bir sarık bırakılarak ana doğması çırılçıplak soyuldu ve bir eşeğe ters bindirildi; teşhirden sonra burnu, kolları elleri ve ayakları kesildi ve mafsalları kırıldı. Bu işkenceler yapılırken gariptir ki ağzından en küçük bir feryat işitilmedi.
Gayet namuslu, tok sözlü, mert ve cahil bir adam olan Tarhuncu Paşa, devlet masrafının gelirden fazla olduğunu görmüş bir muazene kurmak için birçok masrafları tahsisatı kısmış ve bu arada bilhassa boş yere hazineden para alan Saray bendegahına ağır bir darbe vurmuştu. Pek tabii çok düşman kazanmış bunların entrikalarıyla da hiçbir günahı taksiri yokken cellata verilmiştir.
Bahçekapı'da bir sokak vardı ki, büyük şehrin has manada bir batakhanesiydi ve halk ağzında "Melek girmez sokağı" denilirdi ki, bu müthiş vebadan sonra devrin padişahı 2. Mahmud bu sokakta bir cami yaptırmış, adını Hidayet Camii koymuştu. (Cami Fatih'te)
İstanbul'daki meşhur Kız Kulesi Osmanlı tarihinde yalnız bir defa ve bir kişi için hapishane olarak kullanılmıştır. Burada, 18. asrın namlı vezirlerinden Hekimoğlu Ali Paşa hapsedilmiş ve oradan sürgüne gönderilmiştir.