Zihnimde yürüdün, büyülendim.
Tenimi yürüttün, büyülendim.
Hislerimi öldürmeyi denedin, büyülendim.
Fırtınadan boşluğa düştüm, kes beni.
Kuyunun ateşindeyim, kes beni.
Kül değilsin, kes beni.
Doğuramadığım, hiç doğurmayacağım bir isimsin.
Sobeliyor, geveze etraf, bizi.
Hatırlarsın, kaldırım taşından, kumaştan, satılık bir renk tonundan, etiketten; kendini.
Akıllı evinde, rüzgar naraları olacak imdadın, dalga ninnileri olacak imdadın.
Etine bürünmüş; teknolojiyle, bilişimle; zehir zıkkım aygıtlarla uluyan damarları kesmelisin.
Rastlamayacağız birbirimize; sen organize, ben beter avare..
Gölge zincirler sille.
Geçip gitti en büyük sessizlik.
Demir bağlantılar ölüm tarttı.
Diktatörlerin demokrasilerin altını oymak için en sık başvurduğu yöntem, yargı ve medyadan başlayarak telafi mekanizmalarına birer birer saldırmaktır. Tipik bir diktatör yargının yetkilerini ele geçirir ya da kadroları kendi yandaşlarıyla değiştirir. Propaganda mekanizmasını inşa ederken de tüm bağımsız medya kuruluşlarını susturmaya çalışır.
Yargı organları hükümetin gücünü yasal yollarla denetleyemediği ve medya da hükümetin görüşlerini papağan gibi tekrarlamaya başladığında, hükümete karşı çıkmaya cesaret eden tüm kurumlar ve vatandaşlar hain, suçlu veya dış güçlerin ajanı olarak yaftalanıp zulüm görmeye başlar. Akademik kurumlar, belediyeler, STK'lar ve özel işletmeler ya lağvedilir ya da hükümetin kontrolü altına alınır. Bu noktaya gelindiğinde hükümet, mesela popüler muhalefet liderlerini hapse atarak, muhalif partilerin seçimlere katılmasını engelleyerek, seçim bölgelerinin sınırlarını kendi çıkarlarına uygun şekilde değiştirerek veya seçmenleri haklarından mahrum bırakarak seçimlerde rahatça hile yapabilir. Bu antidemokratik önlemlere yapılan itirazlarsa hükümetin atadığı yargıçlar tarafından bertaraf edilir. Durumu eleştiren gazeteciler ve akademisyenler işten atılır. Görevinde kalabilen yandaş medya kuruluşları, akademik kurumlar ve yargı makamlarıysa bu hileleri, ülkeyi ve sözde demokratik sistemi hainlerden ve dış güçlerden korumak için atılması gereken adımlar olarak överler. Diktatörler genellikle seçimleri tamamen ortadan kaldırmazlar; Putin'in Rusya'sındaki gibi meşruiyet sağlamaya ve görünürde demokratik bir mekanizmayı sürdürmeye hizmet eden bir gelenek olarak seçim düzenlemeye devam ederler.
Elbette demokrasilere yönelik saldırılar genellikle çok daha sinsice yapılır. Vladimir Putin, Viktor Orbán, Recep Tayyip Erdoğan, Rodrigo Duterte, Jair Bolsonaro ve Benjamin Netanyahu gibi güçlü adamların kariyerleri, iktidara gelmek için demokrasiyi kullanan liderlerin, istediklerini aldıktan sonra sahip oldukları gücü demokrasinin altını oymak için nasıl kullanılabileceğini gösterir. Erdoğan'ın dediği gibi, "Demokrasi bir tramvaydır. Gideceğiniz yere kadar gider, sonra inersiniz."
**u tüm yönleriyle anlayabilmek için matematiksel, tarihsel ve biyolojik olguları bir arada değerlendirmek gerekir ama akademik bürokrasi, bu gibi bütünsel yaklaşımları teşvik etmez.
Akademinin basamaklarını tırmandıkça uzmanlaşma baskısı da artar. Akademik dünya ya makale yayımla ya da işsiz kal kaidesiyle yönetilir. Kadro istiyorsanız, çalışmalarınızın hakemli dergilerde yer alması gerekir.