İncelenmekten alınan keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından uzun yaşamanın asıl acı yanının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı; hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşamdan duyulan dehşet...
Kitap geniş kitlelerce okunması niyetiyle değil de yazarımızın kızına "armağan"ı. Üniversite son sınıfta (İTÜ mühendislik) okulu bitirip konservatuvara yazılan Celal Kadri Kınoğlu bu cesareti göstermese hayatının nasıl bir yöne evrileceği üzerine tahminde bulunuyor sanki.
Çok şey beklediğim için mi, okuduklarımdan daha fazlasını onda izlediğim için mi emin değilim bu kitap istediğim hissiyatı oluşturmadı bende.
Bi kere ne kadar engel olmaya çalışsam da baş karakterin genç kıza olan yaklaşımı en başından beri rahatsız etti beni. Bu kadar sığ eleştirmek istemezdim ama daha başından itiyor. 23 yaşındaki (kendinde yaşça çok büyük biriyle olmaya müsait olmayan bir yaş, benim yaşım) ve torunu olacak kadar yaşlı, hayattan elini ayağını çekmeye hazırlanmış adamın arasındaki zamanla değil de daha baştan varmış gibi ifade edilen o yakınlık... Genç kızdaki alıma, cazibeye sürekli vurgu yapılması... Adamda bu özelliklere dair herhangi bir fikrimizin olmaması, buna gerek duyulmaması... Kızın daha başta beğenilen bir nesne yerine konması ( Simone de Beauvoir gözüyle baktım elimde olmadan)... Kızın estetiğine her atıfta bulunulduğunda kendimi kıyasa mecbur hissetmem... Kızın daha baştan kendi olarak değil de adama uyarak kimlik kazanması... Yaşlı bir adamın genç kız fantezisi olarak okumaktan geri duramamam...
Bir çok açıdan rahatsız edici bulurken zevk almam pek mümkün değildi. Edebi yönden zengin değil, bilgi-araştırma yönünden pek bi katkısı yok. Yazarın zevklerini öğreniyoruz. (Kızına armağanı olduğunu düşününce mantıklı ama böyle bir hikayayle mi gerçekten?) Genç kız yerine genç erkek olsa baştan okusam çok değerli tarafları var ... Yine de Kınoğlu'nu çok değerli bularak takip etmeye devam edicem
Düşüncelerinden dolayı bir suçlu gibi heyecanlanıp, kendi haklılığından korkuyorsan, yanlış yerdesin demektir. Yanlış kişiyle berabersin. Yanlış iştesin. Yanlış bir evdesin. Ayrıl. Kurtul oradan!
Yalnızlık
Yapayalnız, salondaki kanepede, televizyon ışığında, kendine acıyarak uyumaya çalışsan da... Unutma. Yanlış bir aşk, teselli etmeyecekti seni.
Mutluluk
Mutluluk, şansa bırakılmaz. Onu kendi yeteneğinle yaratıp feda etmeyeceğin özgürlüğünle korumalısın.