Kimseciklere anlatmadığınız bazı şeyler vardır. İnsanlar sormadığından değil, sırf sizi aklı başında, mantıklı bir insan evladı olarak görmeye devam edebilsinler diye anlatmamayı yeğlediğinizden. Bu evin içinde şahit olduklarımı -kan, çığlıklar, haylazlar, çırpı bacaklı ve ince parmaklı o uzun adam- kimse dinlemek istemezdi. Dinleyenlerin de benimle konuşmayı sürdüreceğinin garantisi yoktu. Hayır, en iyisi çenemi tutmaktı; neticede kol kırılsa da yen içinde kalırdı, öyle değil mi?