Büyük konuşmaların ve büyük ateşin gizini bulacağım bir kez daha. Fırtına diyeceğim. Irmak diyeceğim. Tayfun diyeceğim. Yaprak diyeceğim, ağaç diyeceğim. Yağan her yağmurla ıslanacağım, her çiğ damlasıyla nemleneceğim. Gözün ağır akışında çılgın bir kan yuvarlanıp nasıl akarsa, ben de sözcükleri öyle yuvarlayacağım kudurmuş atlar gibi, yeni doğmuş çocuklar gibi, kesilmiş süt gibi, sokağa çıkma yasağı gibi, bir tapınaktan arta kalan yıkıntılar gibi, tüm madencilerin gözünü korkutacak kadar uzaklara gömülmüş değerli taşlar gibi. Beni anlayamayanlar, kaplanın kükremesini de anlayamayacaklar artık.