Ben başkaları adına görürüm. Başka deyişle, bana kendini zorla kabul ettiren ani görüleri tuvale geçiririm. Tuvale ne koyacağımı önceden bilmem, hangi renkleri kullanacağıma ise hiç karar veremem. Çalışırken, tuvalde neyin resmini yaptığımın hiç farkında değilimdir. Yeni bir resme her başlayışımda kendimi boşluğa atıyormuşum gibi bir duyguya kapılırım. Ayaklarımın üstüne düşüp düşmeyeceğimi hiçbir zaman bilemem. Yaptığım şeyin etkisini değerlendirmeye ancak daha sonra başlayabilirim.
Ya hu benim mi bir bilgi eksikliğim var yoksa bu kitapta mı bi yanlışlık var anlamadım en az 4-5 yerde "bir kezinde" diye bir söylem var ya bu bildiğimiz "bir keresinde" değil mi ?
Kim kimden hesap sorar? Mazlum zalimden, haklı haksızdan, sömürülen sömürenden, gelen gidenden mi? Yoksa hesap sormak, sadece güçlü duruma geçmiş olanın, güçsüzü, neyin adına olursa olsun, hesaba çekmesi mi demek?
Bin keder yüklüyüm gülmedi yüzüm
Bir gece kalsın yanında dinlensin gönlüm
Böyle dertliyim hasret çekerim
Yoktur huzurum ağlar gezerim
Ben Tanrı misafiriyim yersiz bir garibim
Bana bir yer ver kalbinde benimdir diyeyim
Garibim yer ver garibim yer ver...
youtu.be/S1TC4LciCyQ
Her dinlediğimde hep o anı yaşıyorum. Memleketteyim köyde, buğday tarlasında yürüyorum akşam saat 5 6 gibi yüzüme o soğuk rüzgar vuruyor dilimde bu şarkı sonra ileride eski yerleşim yeri var sadece yıkılmış kerpiç evlerin kalıntıları ve ozamanlardan kalma kavak ağaçları... Gözlerim doluyor kimler geldi kimler geçiyor ve ben üstlerine basıp geçiyorum. Düşünüyorum bu dağlara o insanlar da baktı bu ağacın gölgesinde o insanlar da serinledi içimi bir burukluk alıyor öyle işte... (2005/ Sivas)