Ne olmuştu da, “seninle dünyanın her yerine gelirim,” diyen müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışları ne dalgaydı? Hangisi müzeyyen‘di? Ya da müzeyyen kimdi? İlk tanıdığın kimdi, şimdiki kimdi?
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhu olduğunu fark ettim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi. Kapıyı çektim, kilidin dili yuvasına otururken “nereye?“ dedi. Aldırış etmedim, çıktım.