Akıllı ve arif kişi, önce hakkı bilir; sonra da söze bakar. Eğer söz doğruysa bunu söyleyen ister bâtıl ehli ister hak ehli olsun, o sözü kabul eder. Hatta bazen dalâlet ehlinden gelen sözler arasında gizlenmiş hakikatleri özenle seçip çıkarmaya çalışır. Zira, çoğu zaman altının menşeinin toz-toprak olduğunu bilir.
Allah Teâlâ (CC), her çağda, yeryüzünü kendisine yönelen müteellih kullardan mahrum bırakmamıştır. Çünkü onlar yeryüzünün manevî sütunlarıdır; onların bereketiyle yeryüzüne rahmet iner.
Apaçık bilgiler aranmaz, onlar zaten varlar/ zihin dünyamızda hazırlar. Hazır olan bir şey arandığında ise kaçar ve gizlenir. Bu yüzden aslında aranmaması gerekeni arayan kimse, aranmaya değer olanı aramakta ihmalkarlıkla suçlanamaz.