Evet düştüm, altında dinlenebileceğim, kafamı sokabileceğim bir gölgelik arıyorum.
Elbette benim de kızdığım, kırıldığım, feryad etmek istediğim bir çok durum var.
Lakin.
Kafa tutacak kadar cesur, "ben olsaydım" diyecek kadar teklifsiz/yakın değilim.
İnsan olarak, önce her türlü yanlışı yapıp, ortalığı savaş alanına çevirip, sonra da "neden?" Diyemem.
Belki,
Allahım, kavgalar ettim, etrafı kirlettim, kalpler kırdım, tembellikler yaptım,
Ölçüsüz/tartısız hayallerin peşine düşüp, sarp dağların zirvelerine çıktım. Taşıyamayacağım yükleri omuzlayıp altında ezildim.
Aklımı kullanmak yerine, duygularımın, arzularımın kılavuzluğuna güvenip dipsiz kuyulara/sulara daldım.
Hesapsız özlemlerin, kaprislerin, beklentilerin kurbanı oldum.
Şimdi çıktığım yerden inemiyorum.
Düştüğüm yerden çıkamıyorum.
Bana, herşeye rağmen yardım eder, elimden tutup, düştüğüm yerden kaldırır mısın?
Diyebilirim. ...
Bana verilen son sınır budur çünkü.