Nuray Haliloğlu

Nuray Haliloğlu
@Nryhaliloqlu
112 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
"Kim olursa olsun herkes hayatımız da kiracı. Bizimle tek kalan kişi yine kendimiziz."
Sayfa 21
Edebiyat
Hayaller ve Gerçekler Arasında Bir Çöküş: Satıcının Ölümü
10/10
·135 syf.·
2026 3. kitabı
uzun zaman sonra keyif alarak okuduğum bir kitap.. Hayallerle gerçekler arasında sıkışmış bir adamın ve ailesinin sessiz çöküşünü anlatan, bitince geride derin bir hüzün bırakan bir eser aslında satıcının ölümü. Willy Loman’ın başarıya tutunma çabası, zamanla gerçeklerden kopuşa ve içsel bir dağılmaya dönüşmesi, en büyük trajedi de onun kötü biri olması değil aslında iyi niyetle yanlış bir hayata inanması. Oğullarıyla özellikle Biff’le yaşadığı yüzleşmeler, bastırılmış duygular ve yıllarca biriken kırgınlıkların açığa çıktığı, hem sevgi hem hayal kırıklığıyla dolu çok güçlü anlar var kitapta. Biff’in babasının kurduğu sahte başarı dünyasını fark etmesi ve buna karşı hem öfke hem de sevgi taşıması, hikâyenin duygusal ağırlığını daha da artırmış ve kitap boyunca baba-oğul ilişkisi ve gerçeklikten kaçış temaları işleniyor aslında ama finalde kazanan ya da kaybeden olmaktan ziyade, birbirini sevmelerine rağmen doğru şekilde anlayamayan insanların hüznü kalıyor geriye.. Willy' e belki hatalarından dolayı kızmakta istiyorsunuz belki herşeyin sebebi olarak onu görüyorsunuz ama öyle bir masum geliyor ki okurken onların hiç birini yapamıyorsunuz. Ve bu kitapta bir karaktere sarılacak olsam sanırım bu kişi Willy amca olurdu.. Dil çok akıcı ve kitap inanılmaz keyifli hani kitabı okurken bu kadar keyif aldıysam oyunu izlerken ne olacak bilemiyorum.
Satıcının ÖlümüArthur Miller · İlke Kitabevi Yayınları · 1994950 okunma
Saygı duydum ama Sevemedim..
3/10
·192 syf.·
2026 2. kitabı
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda uzun süre sizinle kalır. Ne yazık ki Bekle Beni benim için onlardan biri olamadı. Zülfü Livaneli'nin akıcı ve sade dili kitabı okunur kılıyor. Ancak hikâye boyunca karakterlerle ve olaylarla güçlü bir bağ kurmakta zorlandım ben. Roman ilerledikçe anlatının parçalı yapısı beni hikâyenin içine çekmek yerine biraz daha uzağında bıraktı. Kitabı okurken bir an da kendimi yakın tarih, toplumsal hafıza ve siyasi arka planında buldum. Fakat bu yönü, benim beklentimin önüne geçti. Romanın duygusal merkezine yaklaşmayı beklerken kendimi daha çok siyasi ve toplumsal olayların gölgesinde buldum. Bunun yanında kitap boyunca hissedilen yoğun melankoli de okuma deneyimimi etkilemedi değil her bölümde biraz daha ağırlaşan bir atmosfer vardı ve kitabı bitirdiğimde aklımda kalan ilk duygu hüzün oldu. Özetle hani kötü bir kitap olduğunu düşünmüyorum; hatta neden sevildiğini anlayabiliyorum. Ancak benim için beklentinin yüksek, karşılığının ise daha sınırlı kaldığı bir okuma deneyimiydi. Bazen bir kitapla yollarımız kesişiyor ama aynı duyguda buluşamıyorsunuz. Sanırım benim Bekle Beni ile yaşadığım olay da tam olarak buydu.
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
Örgütlü cehalet bu ülkede çok güçlü. Sorsan kabul etmezler ama hepsi doğal olarak kültür-sanat düşmanı.
Sayfa 90
İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar âleminde böyle bir şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler, bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı çektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence, insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban hem de cellat. İşkencecinin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. İnsan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
Sayfa 56
Edebiyat