Usturlap ve Ayna, Kitap İslam Rönesansı’nın ilk yıllarında geçen, bilimin, inancın ve vicdanın kesiştiği bir dönemi anlatıyor. Kindi’nin öğrencilerinden Ahmet’in ve dedesi Ulaş’ın hikâyesi üzerinden “akıl ile iman”, “iktidar ile vicdan”, “gelenek ile yenilik” arasındaki çatışmaları işliyor. Geçmişle bugünü buluşturuyor gibi aslında, tarihsel bir arka plan içinde insanın kendine ve inancına tuttuğu bir ayna niteliğinde. Ama ne yazık ki ilk sayfalarda ağır ilerliyor yani öyle böyle değil, yer yer sıkıcı bir anlatıma sahip. Çünkü yazar hikâyenin tam ortasında kendi fikirlerini sık sık araya katıyor, akışı bölüyor açıkcası bu durum beni hikâyeden uzaklaştırdı. Bu yüzden başlarda odaklanmakta gerçekten zorlandım. Ama sonra kitaba Çiçek dahil oluyor ve ondan sonra ki bölümler de kitap biraz daha toparlanıyor açıkcası. Yazar geri çekiliyor, olay örgüsü daha net hale geliyor ve o noktadan itibaren hikâye biraz daha akıcı bir hâl alıyor.
Yine de genel olarak benim için uzun zaman sonra çok fazla yorucu bir okuma oldu 237 sayfalık kitap bitmek bilmedi ne yazık ki :) ve beklentimi tam anlamıyla karşılamadı maalesef. :)