Bedenimize her geçen gün biraz daha fazla makine ve teknoloji girecek ve insan soyu gitgide daha fazla siborglaşacak. Tıpkı bir uçağın kuşlardan daha hızlı uçabildiği ya da dürbün sayesinde biyolojik gözün görebildiğinden daha uzağı görebildiğimiz gibi..
Insanla makinenin birleşmesi çoktan başlamış bir şey. Diş implantları, kalp pilleri, göz içi lensleri, biyonik kulaklar, metalden, seramikten ya da polimerden yapılmış ortopedik implantlar, genel olarak protez ve ortezler.. Bütün bunlar biyolojik organizmaya yavaş yavaş dahil edilerek onun yetersizliklerini gideren ve bu yolla siborglar yaratan teknolojik nesnelerdir. Insanlığın önemli bir bölümü, özellikle de gelişmiş ülkelerde, biz farkında olmasak bile aslında siborglardan oluşmaktadır.
Teknoloji çift taraflı bir bıçaktır. Estetik cerrahi, başlangıçta özellikle kazalarda yüzlerinin biçimi bozulmuş olan hastalar için, tedavi amacıyla yaratılmış bir şeydi ama sonradan sağlıklı insanların daha güzel olma isteklerini yerine getirmeleri için kullanılmaya başladı. Demek istiyorum ki tedavi amaçlı olarak kullanılan tıp, öjenik amaçlara da hizmet edebilecektir. Yani bıçağın iki tarafı da keskin işte. Bunun genetik oynamalar için de geçerli olabileceğiyse apaçık ortada. Bugün Çin'in AIDS sorununu çözmek için iki insan cenininin DNA'larıyla oynaması çok soylu ve övgüye değer görünebilir, ancak yarın bir milyon ceninin DNA'larıyla oynayarak üstün bir güce, üstün bir sağlığa ve en önemlisi üstün bir zekâya sahip üst insanlar yaratabilecekler. Biz daha farkına varmadan Çinliler bir üstün ırk bile geliştirmiş olabilirler!