Kitap Schopenhauer'un ahlak anlayışını anlamak için başucu kitabıdır. Schopenhauer ahlak anlayışını merhamet kavramı üzerine temellendirir. Bu bağlamda Kant' in ahlak anlayışına eleştiriler yapar. Aynı şekilde Spinoza ve Kant' in merhamet kavramını önemsiz hatta zayıflık olarak görmelerine eleştiriler getirir. Kantin merhamet duygusunu gereksiz bulmasına çok içerlemiş ve ona eleştiriler getirmiştir. Buna karşın K.J. Rousseau'ya övgüler dizer. Onun için "insan yüreğini gerçekten de derinden tanımaktadır." Bu kişi bilgeliğini masa başı kitaplardan değil hayattan aldığını ifade eder. Kendisi daha fazla tutamayacağını ifade ederek sayfalarsa ona methiyeler sunar.
Schopenhauer'in ahlak anlayışı insanlarala özdeşlik kurmayı sağlamada ileri gelen acıma duygusuna yani merhamete dayandığı söylenebilir. Empati duygusunu da merhamete iliskendirdigi kolaylıkla görülebilir. Ona göre insanı insancıl yapan yada davranışını ahlakı kılan yegane duygu merhamettir.
Kant' in yalan söylememe ile ilgili kesin tutumunu sert bir şekilde eleştirir. Kişi yalana kendisini savunmak için başvurabileceğini ifade eder. iyi ,kötü, adil, hak, sevgi, adalet, gibi kavramların yanında özellikle bencillik, kötülük ve merhamet kavramlarına ekstra bir vurgu yapar.
Schopenhauer'a göre bir davranışın ahlakı olabilmesi için, karşılık beklemeksizin kaşınızdaki kişiye yardim elini uzatmanızdır. Tek amaç karşınızdaki kişinin ihtiyacını giderebilmek olmalıdır. Ama burada bir şerh koyar ve bu yardımı herkesin hak etmediğini ve herkese yapılamayacağını da söyler.
"Bir davranış ancak ve ancak merhamet duygusu ile ortaya çıkmışsa,ona ahlâkı bir değer atfedilebilir. Bunun dışında başka güdü veya duygularla tetiklenen davranışların hiçbiri için ahlakı olma olasılığından dahi söz konusu degildir" şeklinde kesin