Schopenhauer’a hayran olmamak ve ondan nefret etmemek mümkün değil. Kant ve Platon’dan etkilendiğini bu kitapta daha net görebiliyoruz. Schopenhauer, isteme(istenç) ve tasarım üzerine kurulu
Kitap Schopenhauer'un ahlak anlayışını anlamak için başucu kitabıdır. Schopenhauer ahlak anlayışını merhamet kavramı üzerine temellendirir. Bu bağlamda Kant' in ahlak anlayışına eleştiriler yapar.
Sevgili kitap severler, merhaba. Bu güzel kitap genel olarak Schopenhauer'ın ahlâk felsefesini anlatıyor. Schopenhauer'ın ahlâk felsefesinin temeli merhamet duygusuna dayanmaktadır. Ona göre insanı
Arthur Schopenhauer’un “Merhamet” üzerine düşünceleri, onun ahlak felsefesinin merkezinde yer alır. Bu metin, çoğunlukla filozofun “Ahlakın Temeli Üzerine” adlı eserindeki görüşlerinden derlenmiş bir
Eser; Schopenhauer'un hemen her eseri gibi akıcı, muhkem ve vurucu bir üslûba sahip. Bu eserde Schopenhauer ahlâkı kendi düşüncesine göre temellendiriyor, bunu yaparken günlük hayattan seçtiği örneklerden, diğer filozofların görüşleriden ve kendi felsefesini üzerine oturttuğu ''irade''den destek alıyor. Bu da yapığı temellendirmeyi son derece vâzıh bir hâle bürüyor.
İnsan davranışlarını kötülük, bencillik ve merhametin yönettiğini söyleyen filozof, eserin adından da anlaşılacağı gibi ahlâkın temeline merhameti yerleştiriyor. Bir davranışın ahlâklı sayılabilmesinin yegâne göstergesinin temelinde merhametin yer alıp almamasının olduğunu söylüyor. Kant ve Nietzsche'nin zayıflık olarak niteledikleri merhamet, Schopenhauer'un ahlâk felsefesinde en temelde yer alıyor. Filozofun ahlâk anlayışı tam da ilk hocası olarak gördüğü Kant'ın ilkelere, değişmezliklere, akla dayalı ahlâk anlayışının karşısında yer alıyor.
Sarsıcı, düşündürücü ve dönemin filozoflarının tersine (Hegel, Fichte, Schiller) son derece açık bir üslûba sahip olan eserin özellikle ahlâk felsefesine meraklı kitapseverlerin kütüphanesinde mutlaka yer almalı diye düşünüyorum.
Schopenhauer merhamet kavramının en iyi zıddıyla anlatmak zannına kapılmış olacak ki kitap boyunca merhametin diğer kutbuna oturttuğu bencilliğe fazlasıyla gönderme yapar. Kötülüklerin merkezine bencilliği alınca, başkasına karşı duyulan çıkarsız fikri merhamet diye önceler. Mantık olarak doğru sonuçlara ulaştığına şüphe yok. Sadece kavramların yer değiştirmesi ya da başka cephelerden başkalaşıma uğramaları mümkün. Yani ortaya konulan fikir bireysel olsa da kavramlar filozofu bağlasa da doğruya ve yanlışa götüren yolu göstermesi açısından evrensel kaidelerin satır aralarında yakalandığını görülür. Sonuçta iyiliğin ve kötülüğün kefesine konanların cinsinden ziyade hangi kefenin daha ağır bastığı önemlidir. Schopenhauer ölçüde tartıda hile yapın iyiliğin tarafına elinizi atın diyor. Dinlediğimizde pek de pişman olacağımız bir düşünce değil. Fakat yine de Schopen konudan çok dışarı çıktığı bazı fikirlerinde yadırganacak görüşlere imza atıyor. Misal kadınlar hakkında :)
Genellikle acıyla dolu hayat hikayeleri bizi derinden etkiler. Sinema sanatında çokca kullanılan, kökenlerini Antik Yunan'da bulduğumuz "katarsis" tam olarak bunu ifade eder. Bizler katarsis yaparız yani böylesine darmadağın olmuş hayat hikayelerinde kendimizi acı çeken insanın yerine koyar ve onunla birlikte arınırız. Schopenhauer her kitabında olduğu gibi bu kitabında da bizi acının pozitif gerçekliği ile yüzleştirir. İyimser bir bakış açısını, yaşama sevincinin yanlış bir telaffuzu olarak niteler. Bu dünyada her canlıya ihtiyacı olanın en azı verilmiştir ve bu yüzden tüm canlılar durmadan bir varoluş savaşı içerisindedir. Hayat cehennemdir, ona kötülük hakimdir. İşte böyle bir dünyada hayatı yaşanabilir kılan ahlakın kaynağında bulunan acıma duygusu, yani merhamettir. Merhamet bizi yüce olana sevkeder. Ancak biz başkasının yerine kendimizi koyarak iyi bir şeyler yapabiliriz. Şunu da söyleyebilirim ki diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da istenç ve acı kavramları üzerinden açıklamalarını yapmış. Her cümlesinin altını çizeceğiniz ve her cümlesi üzerinde defalarca düşünebileceğiniz bir eser. Hayatın temelinde acı olduğunu, mutluluğun şakacı bir hayalet gibi el uzattığınızda yok olacağını, dünyanın bir seyir kutusu olmadığını düşünüyorsanız Schopenhauer hislerinize tercüman olabilecek nadir kalemlerden biridir.
Schopenhauer kendi ahlak felsefesinin temellerini anlattığı bu eserinde, yine çok karmaşık ve çetrefilli konulara değiniyor.
Öncelikle insanın istek ve arzularının kontrolsüzce peşinden koşmasının,
"Ağlama eyleminin temelinde sevgi, merhamet, ve hayal vardır. Bu sebeple de katı kalpli ve hayal gücü olmayan insanlar kolay kolay ağlamazlar.Çünkü gerçek sevginin Temelinde Merhamet duygusu yatar "
Kitap Schopenhauer'un ahlâk felsefesini açıkladığı bir eser.
Schopenhauer'un ahlak felsefesinde en yüce duygu Merhamettir. Schopenhauer'un denemelerinden oluşuyor, denemelerin bazılarının konuları şöyle; Niçin Merhamet duyarız?, Merhamet niçin en yüce duygudur?, Merhamet'in kökeni nedir?.
Kitabın birçok denemesinde Psikolojik ve Metafizik açıklamalara girişiliyor. Eğer bu alanlara ilginiz var ise okursanız zevk alacağınız bir eser.
Ayrıca eserde Brahmanizme, Hristiyanlığın sevgi diline,Asya/Ortadoğu dinlerindeki merhamette inanca,Batılı devletler arasındaki farklara değiniliyor.
Schopenhauer'un Aşkın metafiziği kitabını okuyunca kafanızda oluşan Schopenhauer'un Aşkı bir makine gibi tanımlası, Bir sisteme oturtmasıyla oluşan imajı kesinlikle silip atıyor.
Arthur Schopenhauer, Alman filozof, yazar ve eğitmendir. Aynı zamanda Immanuel Kant'ın en çok değer verdiği öğrencisiydi. Schopenhauer, Alman felsefe dünyasındaki ilklerdendir ve dünyanın anlaşılmaz, akılsız prensipler üzerine kurulu nedenselliklerinin olduğunu söyleyerek dikkatleri çekmiştir.Ayrıca Schopenhauer, Nietzsche'nin ilk akıl hocasıdır.