Sevgili kitap severler, merhaba. Bu güzel kitap genel olarak Schopenhauer'ın ahlâk felsefesini anlatıyor. Schopenhauer'ın ahlâk felsefesinin temeli merhamet duygusuna dayanmaktadır. Ona göre insanı insan yapan, insanı kötülükten alıkoyan, hakiki adalet ve insan sevgisine götüren yegane duygudur merhamet. Ancak bu duygu sayesinde biz ve öteki insanlar arasındaki duvarlar ortadan kalkar. Bu duygu sayesinde ahlaklı ve iyi bir insan olunur. Ahlâk ve merhamet birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır.
Schopenhauer'ın ahlâk felsefesinin temel taşı merhamet duygusu olsa da felsefesini anlatırken bencillik, iyilik, kötülük, intikam, sevgi, adalet, kıskançlık, ihanet ve insanların yalan söyleme nedenleri gibi insan davranışları üzerine tespitleri de var. Hayatı hep bir gri bir bulut gibi gören, insan yaşamının acıyla hapsolduğu savıyla karamsarlığın nirvanasını yaşayan, varoluşun ve yaşam isteğinin anlamsız olduğunu ve ölümün ya da hiç doğmamış olmanın yaşamdan daha güzel olduğunu yani yaşama istemini reddeden bir filozof Schopenhauer. Dolayısıyla Schopenhauer okurken oldukça mekankolik ve karamsar olmanız çok olası. Hayatın hiçliği ve acılarına dair yapmış olduğu açıklamalarla insanın isteklerinin sınırsız ve doyrulmayan bir yanı olduğunu, elde edilen her tatminin yeni isteği tetiklediğini ve yetersiz tatminin ölümün reçetesi olduğunu söyler. Dünyada çoğu insanın hayatının acı ve kederle dolu olduğunu bu yüzden de çabuk sonlandığını dile getirir. Mutlu insanların varlığını yadsır ve bir istisna olarak görür. Hayatı tam da şöyle tarif eder:
Çevremizdeki her şey, cehennemdeymişçesine kükürt kokmaktadır. Her şeyde bir eksiklik vardır. Hoş olan da, hoş olmayan da; her ne varsa, her zevk esiktir, yarımdır; her eğlence, rahatsızlığını da beraberinde getirir; her rahatlama,