MuharreM

MuharreM
@mhrrmsngl
Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Dünyada ki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.
Lisans
Dünya
196 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Merhamet.
Puan vermedi·142 syf.·
2022 1. kitabı
Arthur Schopenhauer Merhamet Hayat akıl dışıdır. Felsefe insanı tatmin etmez. Hayat cehennemdir, ona kötülük hakimdir. İnsan asla mutlu olamaz. Hayatın sonsuzca belli kurallar zincirine bağlanamayacağını söyleyerek Tanrı’ya ve dine baş kaldırır. Ona göre insanı insan ve insancıl yapan yegane duygu merhamettir. (Sayfa 7)
Merhamet!
MerhametArthur Schopenhauer · Dergah Yayınları · 2007365 okunma
Reklam
Yaşam mutluluk değildir Ancak özlemler ve arzulardır o. Günün bitmesi değildir ölüm Ancak umutsuzluk ve hastalıktır o. Söylediği sözde değildir bilgeliği bilgenin, Aksine sözün altındaki sırdadır bilgelik. Yüce kimse olunmaz makamla Geçekte makamı reddedebilenindir saygınlık. Soylu kimse olunmaz atalarla, Nice soylular vardır ataların öldürdüğü. Zincirlere bağlanan değildir aşağılanmış kişi, Zincirler daha değerli olabilir bazen kolyelerden. Olmaz cehennem yalnızca azapla, Tam bir cehennemdir bomboş kalp. Altın ile olmaz servet, Nice kovulmuşlar vardır Karun gibi zengin. Hor görülemez yoksul, Bir somun ve bir hırkadır dünyanın serveti. Yüz güzelliği değildir gerçek güzellik, Aslında güzellik ışıktır yüreklerdeki. Nezih kimseye özgü değildir mükemmellik, Nice erdemler vardır bazı günahlarda. Gözlerinde okudum Tahta çıkmanın köleleşmek, Ve anlaşılmanın basitleşmek, Ve olgunlaşmanın kemale ermek olduğunu; Tıpkı olgun bir meyvenin düşmesi ve tüketilmesi gibi. HALİL CİBRAN
Into The Wild / Özgürlük Yolu İnceleme(Bilge Kepir)
Ah ne acı; hayatın bize verdikleriyle yetinmek… Kendimizce anlamaya çalışmak, sahte kimliklerimizle burada böylece her gün itaat ederek, boyun eğerek, teslim olmak zorunda olduğumuzu bile bile yaşamak… Kendimizi güvende hissetmek için, yabancılaşmak biraz daha ve biraz daha… Komşularımızdan ve insanlardan saklarken pencere camlarının önüne taktırdığımız demir parmaklıklarla evimizi, arkasına özgürlüğümüzü, benliklerimizi hapsetmek, yalnızlaşmak… Saçma sapan bir korunma hissi… Bir türlü sadece kendimiz olamayışımız... Olmak istediğimiz, olduğumuz ve olacağımız insan arasında sıkışıp kalmak... Kendimiz olma becerisini kazanamamak hiç veya kaybetmek günden güne biraz daha... Yaşamak ve var olmak için başkalarından izin almayı bekleyip durmak… Özgürlüğün evet yada hayır dan ibaret olmadığını, sadece kendimizi şekillendirme, üretme ve yaratma deneyimi olduğunu öğrenemeyişimiz yıllarca… İsteme, merak etme, çaba gösterme, tek basına iş yapabilme, en önemlisi sevme yetilerimizi yitirişimiz… Hiçlik duygusuyla psikolojik ölüler haline gelişimiz… Sıradan insan olmak için bütün gücümüzle savaşmamız… Yaşamın ne olduğunu, nerede bulunacağını bile bilmeden, neye sarılacağımızı, neye tutunacağımızı, neyi sevip neden nefret edeceğimizi, neye saygı duyacağımızı, neyi aşağılayacağımızı bile bilememek... Gitgide kötüleşmek… Biz birbirimizden nefret ediyoruz çünkü korkuyoruz. Korkuyoruz çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Tanımıyoruz çünkü birbirimizle ilişkimiz yok, çünkü hepimiz ayrı dünyalar var sanıyoruz ve farklı dünyalarda yaşıyoruz…Yaşama, doğaya bu denli ilgisiz kalmamızın acısını yaşamlarımızla ödüyoruz. Yaşamadığımız hayatlarımız için hepimiz suçluyuz. Biz hep daha az seviyoruz her şeyi, ama sevilmek için çırpınıyoruz. Denizleri severken dalgaları sevemiyoruz, uçmayı severken düşmeyi
Biz eşek milleti konuşmasını, söyleşmesini unutmuşuz; Her duygumuzu, her düşüncemizi anırtıyla anlatmaya başlamışız...
Sayfa 5 - Nesin
Gözlerinde okudum Tahta çıkmanın köleleşmek, Ve anlaşılmanın basitleşmek, Ve olgunlaşmanın kemale ermek olduğunu; Tıpkı olgun bir meyvenin düşmesi ve tüketilmesi gibi.
Sayfa 61 - Birey
Reklam