Dünya ancak insanın onu oluşturduğu biçimiyle bir anlam taşır. Kendisine yarattığı bu dünyada, insan kendi yaşamından sorumludur. Yalnızca eylemleri için değil, eyleme dönüştürmedikleri için de. Dolayısıyla yalnızca yaptıklarımızın değil, görmezden geldiklerimizin de sorumluluğu bize aittir. Kendimizin yarattğı bir dünyanın kendimizden başka bir temeli olmadığı için yaşanabilecek "temelsizlik anksiyetesi" sürekli kaçındığımız bir duygudur. Özerk davranma, yalnız kalma ya da kararlar verme gibi durumlardan kaçınarak bu duyguyla yüzleşmemeye çalışırız.
Kendimizden daha büyük bir kurum, güç, otorite ve mitos arar ya da yaratırız. Ya da Heidegger ve Sartre'in vurguladıkları gibi, daha güçlü bir savunma mekanizması sayesinde, dünyamızı sanki bizim yaratımızdan bağımsızmışçasına yaratırız.
Yaşamaktan korkan insan
yaşamı taşınmaz bir mal gibi depolama eğilimindedir ve geleceğini de sürekli ipotek altında tutmaya çalışır. Yaşamazlık ve ölüm
zaten her an onunla birliktedir.
Eğer bir insan diğerinin varlığına tümüyle katılmaz, ondan bir çıkar sağlama beklentisiyle ilişkiye kendisinden bir şeyler katmaz, ya da nesnel bir gözlemci tutumuyla, kendi davranışlarıın diğer kişi üzerinde nasıl bir izlenim bıraktiğını anlamaya çalışırsa, "`ben-sen" ilişkisi " ben-şey" ilişkisine dönüşür. Ortakyaşam türü
özne-nesne ilişkileri, karşılıklı "ben-şey" beraberliği çerçevesinde sürdürülür.
Varoluş vakumu çoğu zaman varoluşun zaman boyutunda yaşanan bir anksiyeteyi de içerir. Varoluşun zaman boyutu açısından "olmak", içinde bulunulan andan bir sonraki ana hareket etmekte olmayı, yani "olmakta olmayı tanımlar. Olmak yerine yapmaya
yönelik bir yaşantıda ise geleceği güvence altına alma kaygısı,
açık ya da üstü kapalı olarak yaşanır. Geleceği güvence altına alma kaygısının etkisi altındaki insan, içinde bulunduğu zamanı yaşayamadığını göremez. Aslında olayın temelinde, şimdiki zamanı yaşamayı öğrenememiş olma gerçeği yatar. İçinde bulunulan zamanın yaşanamamasının yarattığı boşluk sonucu insan, sürekli geleceği ısmarlamaya çalışarak yaşamını tüketir.