" Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. Gerisi ; dünyanın üçboyutlu olup olmadığı, düşüncenin dokuz mu yoksa on iki ulamı mı bulunduğu sonra gelir. Oyundur bunlar, önce yanıt vermek gerekir. "
Özellikle kadınlar öfkelerini göstermemeleri konusunda toplum tarafından kodlanırlar. Kadınlar ağlamakta, yas tutmakta, mutsuz olmakta, hassasiyet göstermekte serbesttirler fakat öfkelerini gösteremezler. Bu yüzden birçoğu kendilerine hayat arkadaşı olarak öfkelerini dışa vurabilen kişileri seçerler. Böylece bastırdıkları öfkeyi biraz da olsa eşleri aracılığıyla dışa vurabilirler. Maalesef kolayca öfkelenen erkeklerin çoğu da kısıtlayıcı, kıskanç ve şiddete başvurabilen erkeklerdir.
Birçok vakada kötü niyetin olmadığına eminim fakat bir yandan da niyet hakkında tahminlerde bulunmanın zaman kaybından başka bir şey olmadığını biliyorum. Önemli olan sonuçlar. Yetersiz anne babalar zarar verdilerse niyetin konumuzla ilgisi yok. Yetersiz anne babalar yaptıklarından da yapmadıklarından da sorumlular.
Hayatınızdaki birçok önemli kararı alırken anne-babanızın nasıl hissedeceğini göz önünde bulunduruyorsanız, o zaman en doğal hakkınız olan seçme hakkınızdan da vazgeçmiş oluyorsunuz. Anne-babanızın hisleri sizinkilerden daha önemliyse, o zaman hayatınızın kaptanı da onlar demektir.