Ona akıllar vermeye, başını "senin iyiliğin için" duvarlarına vurarak ruhunu ezmeye yeltenmedim. Hayat nam çukurunun içinde hangi rencide köşeciğe sığınıp iliştiyse, orada sevdim onu. Değiştirmeyi ummadan, zımparalamaya kalkmadan, kimse, neyin içindeyse, tam da öyle benimsedim. Gerçekten sevmek, birini her neyse tam da öyle kabullenmek, başka türlüsünü hayal bile etmemek değil mi? Onu, daha iyisini, eksiksizini düşlemeden bağrına basma yetisi. Olduğu gibi.