Şermin Yaşar... Yine yapmış yapacağını diyebilirim. O naif, akıcı ve sade anlatımıyla kitabın içinde kayboldum gittim. Her duygu mu böyle tanıdık gelir insana. Her duyguyu nasıl böyle kendi yaşamış gibi kaleminden çıkarıp saplar yüreğin derinliklerine...
Selime ve Meltem. İki farklı kadın, iki farklı hayat ama benzer duygular. Kayboluş ve yalnızlık...
Selime teyze güzel bir evlilik geçirmiş ancak eşi vefat edince kendini derin bir yalnızlığın içinde bulmuş. Çocukları var; var olmasına ama hepsi farklı şehirlerde, farklı hayatlarda sığdıramamışlar o koca koca dünyalarına bir annelerini.
Meltem... Dedesinin Altı Harfli Bir Tatlısı ... Annesi küçükken terk etmiş. Babası başka bir kadınla evlenmiş. Kendisi de dedesi ve babaannesi ile büyümüş. Mehmet ile bir evlilikleri olmuş ancak kendisi çocuk istemediği için Mehmet tarafından terk edilmiş. Bazen iki eşin yaraları da yarasına denk olmalı... Meltem... kimsenin anlamadığı gibi eşi de onu hiç anlamamış.
Yüreğimin en ince yerine dokundu bu kitap diyebilirim. Meltem, Selime teyze... Nasılda geçmiş ve bu zamanı sentezleyip önümüze koymuş Şermin Hanım. Zamanlar farklı ama yaralar, yaralanmışlıklar hep aynı... Okuyun okutturun efendim:) Keyifli Okumalarınız olsun. Güzel kitaplara, altı çizilesi satırlara denk gelesiniz.