Fatmanur y

Fatmanur y
@Nur145
Ölçü
Peygamberler Peygamberinde kadın, dünya cephesinin çerçevelediği yalnız bu cepheye mıhlı kadına benzemez. Peygamberler Peygamberinde kadın, maddesi ve her şeyiyle üstün beşeriyet sıfatının tecellisine mahsus ilâhî bir perde; maddesi ve her şeyiyle ebedî mânalara yol verici bir mâna... Kâinatın Efendisinde kadın sadece hakikî hayata bir zıplama taşı olan bu dünyada, mutlak, mücerret ve münezzeh güzellikten, üstün beşeriyet vasfının ışıldamasına ve Allah'ı bulmasına yardımcı bir pertevdir. Bu pertevin çakıntılariyle değil midir ki, Muhammedî Hakikati, ilk insandan beri birbirimize teslim ederek, sonsuzluğa doğru üreyip gidiyoruz?
Sayfa 494 - Büyük Doğu Yayınları
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hikmet Çağıldıyor:
“Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız! Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, anaların babaların yerini tutar. Sonra hepsi mahvolur gider. Vukuâtın ardı arkası kesilmez; hepsi birbirini tâkib eder. Dikkat edin, söylediklerime kulak verin! Gökten haber var; yerde ibret alacak şeyler var! Yer­yü­zü se­ril­miş bir dö­şek, gök­yü­zü yük­sek bir ta­van. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Aca­bâ var­dık­la­rı yer­den memnûn ol­duk­la­rı için mi ora­da ka­lı­yor­lar; yok­sa alı­ko­nu­lup da uy­ku­ya mı da­lı­yor­lar… Yemin ederim, Allâh’ın indinde bir dîn var ki, şimdi bulunduğunuz dînden daha sevgilidir. Ve Allâh’ın gelecek bir Peygamber’i var ki, gelmesi pek yakındır. O’nun gölgesi başınızın üzerine düştü. Ne mutlu o kimseye ki, O’na îmân edip de, O dahî ona hidâyet eyleye! Vay o bedbahta ki, O’na isyân ve muhâlefet eyleye! Yazıklar olsun ömürlerini gaflet içinde geçiren ümmetlere! Ey insanlar! Gafletten sakının! Her şey fânîdir, ancak Cenâb-ı Hak Bâkî’dir. Birdir, şerîk ve nazîri yoktur. İbâdet edilecek yalnız O’dur. O doğmamış ve doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bizler için ibretler çoktur. Ey İyâd kabîle­si! Ha­ni ba­ba­la­rı­nız ve de­de­le­ri­niz? Ha­ni mü­zey­yen kâ­şâ­ne­ler ve taş­tan hâ­ne­ler ya­pan Âd ve Se­mûd? Ha­ni dün­yâ var­lı­ğı­na mağ­rûr olup da kav­mi­ne hi­tâ­ben «Ben si­zin en bü­yük Rab­bi­ni­zim.» di­yen Fi­ra­vun ve Nem­rud? Bu yer, on­la­rı de­ğir­me­nin­de öğüt­tü, toz et­ti. Ke­mik­le­ri bi­le çü­rü­yüp da­ğıl­dı. Ev­le­ri de yı­kı­lıp ıs­sız kal­dı. Yer­le­ri­ni şim­di kö­pek­ler şen­len­di­ri­yor. Sa­kın on­lar gi­bi gaf­let et­me­yin. On­la­rın yo­lu­ndan git­me­yin. Her şey fâ­nî, an­cak Ce­nâb-ı Hak Bâ­kî’­dir. Ölüm ırmağının
Sayfa 124 - Büyük Doğu Yayınları
Din
Aziz anne, ruhunu teslim etmeden şu mısraları da söyledi:
<<Her diri ölür, <<Her diri ölür, <<Her yeni eskir, <<Her yaşlı göçer, <<Ben de öleceğim; <<Fakat senin gibi temiz bir vekil bırakacağım için, <<Adim asla ölmeyecek...>> Ve Aziz Anne, mukaddes çocuğun gözü önünde , sâkin ve müsterih, yanaklarında gözyaşlarından izler, ölüm uykusuna daldı.
Sayfa 77 - Büyük Doğu Yayınları
Din
O an
Zaman Zaman bir dairedir;ne başını bulmak mümkün, ne sonunu... Hangi noktayı başlangıç sayalım ki, o noktadan karış karış giderek hâdiseleri oluş sırasına göre kaydedelim? Her birinin birbirinden ayrı, nereye dayandığı belli olmadan, sadece birbirine dayandığı malûm birkaç kibrit çöpünün kurduğu izafî nisbet ölçüsünde zaman, rastgele herhangi bir yerinden tuttuğumuz ve ona göre , geri yahut ileri hareket etmekten ve aptal aptal sayı saymaktan başka çare bulamadığımız en girift vâkıa...Bu ölçüye vurulunca zaman, onu Nuh Tufanı kadar sert çizgilerle belirten büyük hâdiselere karşılık , sonsuz çöllerde sahibi meçhul bir ayak izi kadar küçük ve mahrem olmuşlardır da kıymet alabilir.
Sayfa 43 - Büyük Doğu Yayınları
Din