Hindistan'da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlar... Tabi bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir... Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz...
Yıllar geçer, fil kocaman olur... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık... Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz...
O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil, inancıdır. Buna psikolojide "Öğrenilmiş Çaresizlik" deniyor.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,3bin okunma
İncelemem, alıntı yaptığım cümlelerin hepsini çok iyi anlamam ve kitabı dayanılmaz bir baş ağrısı ile bitirmem olsun. Sağlam bir kafa istiyor bu eser.
Keşke tutunabilseydin Selim.
Savaşın olduğu tam da bu dönemde içinde savaşa dair çok şeyler vardı. Okurken ağladım. Ve diğer tüm şiirlerinde de muazzam bir incelik var. Okuyan ve okumayı düşünen arkadaşlar, eğer ince bir ruha sahip değilseler, asla anlayamayacakları bir eser bu. Şükrü Erbaş, nasıl güzel bir yüreğiniz varmış ki kalemizden bu kadar güzel sözler dökülmüş.
Ve son olarak en en etkilendiğim kısım ÖMÜR HANIM’la GÜZ KONUŞMALARI oldu.
Düşüncelerimde, ruhum ile yalnız olmadığımı çok net anladım okurken.
Yürekten alkışlıyorum..
Benim için çok kıymetli olan birinin, isteğim üzerine tavsiyesi ile alıp okuduğum bir kitap. İlim doluydu her satırını okurken çok keyif aldım. Keşke hepimizin hayatından bir ‘Aynalı Dede’ gelip geçse..
Ben ne okudum ya? O nasıl bir hızlı geçişti kitap boyunca olayların hızına yetişemedim resmen. Hele o son paragraf tam bir hayal kırıklığı. Çok müthiş bir ruh hastalığına bağlama ön hazırlığı oldu, sağolun efendim..